Fıkıh Usulü 10. Ünite Tam Özeti

Başlatan ღ۩ EnnÂs ۩ღ, 23 Aralık 2018, 03:48:28

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

ღ۩ EnnÂs ۩ღ

Fıkıh Usulü 10. Ünite Tam Özeti
KAYNAKLARDAN HÜKÜM ÇIKARMA MEDOTLARI

Hüküm Çıkarma (İstinbât) Kavramı Ennas Whatsap Grubu Tebyin Ailesi Ekibi Tarafından Hazırlanmıştır. / Linkleri Görebilmeniz İçin Lütfen Giriş Yap  veya Kayıt Ol 

İstibât: Gerekli metodlara müracaat ederek ve lazım gelen gayreti de sarfederek ilgili kaynaklardan hüküm elde etmek demektir. fıkıh usûlünde ise, kur'ân ve sünnet metinleri doğru anlayabilmek, dine uygun hükûm çıkarabilmek için mücaraat edilen metod ve kâidelerdir.

Hüküm Çıkarma Yolları
İslam hukukunun ana kaynakları Kur'an ve Sünnet metinleridir.  Bunların doğru anlaşılması, hangi manaya delâlet ettiği, gerçek manada mı yoksa mecazi manada mı kullanıldığını bilmeden bunlardan hüküm çıkarmak mümkün olmaz.
1.    Hüküm çıkarmada yardımcı olacak dil kaidelerine yer verilir buna usul-i fıkıhın "elfâz" kısmını oluşturur.
2.    Bir nassın sevkedilmesinde veya inzâl edilmesinde Şâri'in maksadının ne olduğunun da bilinmesi gerekir. Bu maksadı tesbit etmek için "makâsıdu'ş-şeri'a" veya "hikmetü't-teşrî" medotu üzerinde durmuşlardır.
3.    Birbiriyle çelişik gibi gözüken nassların  telif edilmesidir.  Bunun için "teâruz " metodları üzerinde durmuşlardır.
Bu üç metodu şöyle açıklayabiliriz:

Dilin (Elfâz) Özelliklerinden Faydalanma Metodu
Burada anlamamız gereken şudur, kur'an ve sünnet metinleri arapçadır. Kur'an ve sünnet metinleri başlıca iki kısımdır:

Birinci kısım, lafzındır ki bunda zaten bizim yapacak birşeyimiz yoktur. O manayı almakla yükümlüyüz.

İkinci kısım, lafızlardan yorum yoluyla hangi manayı ve nereye kadar kadar çıkardığımızın ölçüleri gösterilmektedir. Çünkü nassalara istediğimizi söyletemeyiz. Yorumunda bir usulü ve sınırı vardır.

Usulcülerin Manayı Tespit Ve Yorum Yöntemleri Olarak Lafızların Taksimi
Usul Âlimleri onu farklı bakımdan taksim etmişlerdir. En geniş taksimi olan Hanifî usulcülerinin taksimi esas alıp dğer mezheplere de işaret edelim. Lafızların taksimi 1. Vazolunduğu mana bakımından (nazmın yapısı),  2. Kullandığı mananın vazolunduğu mana ile aynı olup olmaması bakımından (nazmın kullanışı yönü),3. Manayı delâletinin açıklık ve kapalılık derecesi bakımından(açıklığın yönü ve derecesi)  4. Manaya delâletinin şekli bakımından (mana ve maksatlara vakıf olma yönleri) olarak kısımlara ayrılır.

Vaz'a olunduğu mana bakımından lafzın kısımları: Dört kısma ayrılır:

1.HÂS  Ennas Whatsap Grubu Tebyin Ailesi Ekibi Tarafından Hazırlanmıştır. / Linkleri Görebilmeniz İçin Lütfen Giriş Yap  veya Kayıt Ol 

"Hâs", Tek bir manayı ifade etmek için, bu mananın tahakkuk ettiği fertleri teker teker göstermek üzere, vazedilmiş lafızdır.  Bilinen (muayyen) çokluk ifade eden, sayı isimleri, mutlak ve mukayyed lafızlar, emir ve nehiy gibi fillerdir. Ayşe, Halil, Kadın, Hayvan, Bilgi, Beş, Yüz gibi

Hâssın Delâleti
Hâssın lafzın, vazolunduğu manaya delâleti kât'i (kesin)dir.  Vazolunduğu mananın dışında bir manada kullanılmaz. yani vaz olunduğu manadan ne fazla ne de noksan bir şey ifade eder.
Mesela, otuz günlüğüne kiralanan evde kiracı 31 gün kalamaz. Ev sahibide 29. Günde çıkaramaz. Bütün usulcüler bunda ittifak etmişlerdir.  Mesela,  zina cezasını belirten ayette şöyle buyuruluyor; "zina eden kadın ve zina eden erkeğin her birine yüz değnek vurun." Bu ayette ki, "yüz" lafzı hâs bir lafız olup delâlet ettiği manaya kesin olarak delâlet eder, başka manaya çekilemez.

Hâssın Çeşitleri
Mutlak :  Gayr-ı muayyen ferdi veya fertleri  ifade etmek üzere sevkedilmiş ve herhangi bir sıfatla kayıtlanmamış lafızdır. Örneğin, adam, kitap, öğrenci gibi. Burada anlatılan mana, belli biri olmaksızın herhangi bir adam,kitap, öğrencidir.
Mukayyed: Gayr-ı muayyen bir ferdi veya fertleri göstermekle birlikte, bir sıfatla kayıtlandığına dair delil bulunan lafızdır. Örneğin; mü'min adam, kıymetli kitaplar gibi.

Mutlak Mukayyedin Hamli
Bazen bir nassta mutlak olarak geçen lafız, başka bir nassta mukayyed olarak geçebilir. Mesela, Kur'an-ı Kerim de bulunan iki nasstan bir mutlak diğeri mukayyed olabilir. Gerçek olan mutlaka asıl üzere, mukayyedle de takyidi üzere amel edilir.

1)Itlak ve Takyidin hükmün sebebinde olması durumu
Bunlar yani ıtlak ve takyi hükmün sebebinde olur ve hüküm he iki nassta da aynı ise, cumhura göre mutlak mukeyyede hamolunur ve ona göre amel edilir. Hanifilere göre, mutlak mukayyede hamolunmaz, her ikisiyle ayrı ayrı amel edilir. Örneğin, fıtır sadakasıyla ilgili hadis-i şerif'te : "Fıtır sadakası olarak, küçük veya büyük, hür veya köle herk iki kişi için bir sa' buğday veya her bir kişi için bir sa' hurma ya da arpa veriniz"
Diğer bir hadis-i şerifte: " Müslüman olan (velayetiniz altında bulunan) her bir köle ve hür kişi namına (fıtır sadakası) veriniz"
Fıtır sadakasının vâcib olmasında hüküm aynıdır. Sebeb olan köle farklıdır.  Br hadis de geçen köle "müslüman" kaydıyla mukayyed olarak geçer, diğerinde ise "köle" geçmekle mutlak olarak geçer. Cumhura göre kölenin müslüman olması şarttır. Hanifilere göre ise müsüman olsun olmasın, kölesi olan kişi onun fıtır sadakasını ödemelidir.

2)Itlak ve Takyidin hükmün kendisinde olması durumu Ennas Whatsap Grubu Tebyin Ailesi Ekibi Tarafından Hazırlanmıştır. / Linkleri Görebilmeniz İçin Lütfen Giriş Yap  veya Kayıt Ol 

Hüküm Ve Sebebin Bir  Olması
Mutlak ve mukayyed olan nasslar da hüküm ve sebep bir ise bütün âlimlerin ittifakı ile mutlak mukayyede hamledilir. Mesela bir ayette" kan", diğer ayette "akıtılmış olan kan", size haram kılındı diye emredilmiştir. Birinci de "kan" mutlak olarak geçerken, ikinci de "akıtılmış olan kan" ile kayıtlanmıştır. Hüküm kanın haram olması, sebep ise insan sağlığına zararlı olmasıdır. Hüküm de sebep de aynıdır. Mutlak mukayyede hamledilir ve "akıtılmış kanın yenilip içilmesi" haram olur.

Hükümlerin Ve Sebeplerin Farklı Olması
Mutlak ve Mukayyed olan nassları hükümleri ve sebepleri farklı ise bütün âlimler mutkak mukayyede hamledilmez. Mesela, hırsızlık suçu bir ayette (Maide 5/38)"ellerin kesilmesi" mutlak olarak geçer.  Abdestle ilgili ayette ise (Maide 5/6) "ellerin direkselere kadar" yıkanması emredilmektedir. İki ayette de hem hükümler hemde sebepler farklıdır. Mutlak mukayyede hamledilmez. Her biri ile ayrı ayrı amel edilir.

Hükümlerin Farklı, Sebebin Bir Olması
Mutlak ve mukayyed olan nassların sebebi bir ama hükümleri farklı olduğunda da mautlak mukayyede hamledilmez. Bu konuda büün âlimler görüş birliği yapmıştır. Mesela abdestte ellerin yıkanması, teyemmümde ise meshedilmesi emredilmiştir. Her iki ayette de sebep birdir, namaza hazırlık hükümleri farklıdır.

Hükmün Bir, Sebeplerin Farklı Olması
Her iki nassta hüküm bir, fakat sebepler farklı ise, cumhura göre mutlak mukayyede hamledilir, Hanifilere göre ise hamledilmez. Mesela, hem zıhar kaferatinde hemde hataen adam öldürmede köle azad edilmesi emredilmektedir. Sebebleri farklıdır. Birinde zıhardan dolayı köle azadı, diğerinde hataen adam öldürmede, köle azad edilmektedir. Zıhar'da "köle" mutlak, hataen de ki köle "mü'min bir köle" ile mukayyed olarak geçmektedir.
Emir : "Otorite sahibinin bir fiilin kesin olarak yapılmasına dair talebini ifade etmek için vazolunmuş lafızdır." Emir verene "âmir", emir alana "me'mûr" veya "mükellef" talep edilen fiile ise "me'mûrun bih"

Bir talebin emir oldğunu aşağıdaki şekillerden biri ile anlaşılabilir:
Emir bilenen emir sigası: "yap"
Emir "lam"ı ihtiva eden muzari sıgasından.
Talep manası ifade eden  haber cümlesinden anlaşılır.

Emrin Mucebi Ve Delâleti
Arapça da emir kelimesi bir çok manada kullanılır. Vücûb, nebd, ibâha, tehdid, irşâd, te'dib, ta'ciz, dua gibi delâlet ettiği manaların bir kısmıdır. Karinelerin delâlet ettiği manayı anlamak gerekir.

Âlimlerin çoğunluğuna göre (Cumhur'a ), mücerred olarak kullanılan emir vucuba delâlet ettiği için bundan vücub anlaşılır. Emir sigası vücub için vazolunmuştur. Vücub içn kullanılması hakikat, diğer manaları ise mecazdır. Özel bir karine olmadığı zaman, başka bir manaya yorumlamak doğru olmaz. Karine olursa, o manaya hamdeilmesi icab eder. Mesela, "yiyin,için" buradaki emirler vücub değil, ibahaya delâlet eder. Çünkü insan için gerekli olan şeylerdir. Emir edilmesine gerek yoktur.

Nehiy Ve Haram Kılmadan Sonra Gelen Emir  Ennas Whatsap Grubu Tebyin Ailesi Ekibi Tarafından Hazırlanmıştır. / Linkleri Görebilmeniz İçin Lütfen Giriş Yap  veya Kayıt Ol 
Bazen emir sigası yasak kılanan ve haram edilen bir durumdan sonra gelir. Böyle bir durumda olan emrin delâleti konusunda usul âlimleri farklı görüşler söylemişlerdir.

İmam Şâfiî:  Böyle bir emir ibahaya delâlet eder ve fiilin mubah olduğunu gösteririr.

Hanifilerin Ekserisi : Böyle bir emir vücuba delâlet eder.

Bir Kısım Usulcülere : Böyle emirler, yasak ve haramlık hükmünü ortadan kaldırır ve me'murun bihin yasaktan önceki hükmün geri gelmesini temin eder. Tercih edilen ve daha isabetli bulunan ise üçüncü görüştür.

Emrin Me'murun Bihin Tekrarına Delâleti
Emrin, tekrara delâletinden msksat, emredilen şeyin bi kere ifa edilmesiyle emrin yerine gelmiş sayılmayacağıdır. Buna göre emrin sebebi, şartı, illeti veya vasfı tekrar ediyorsa emrin de tekrara delâlet ettiği, aksi halde bir kere yapılmakla ifâ edilmiş sayılacağı anlaşılmış olur.
Mesela, haccetmek sebebi Kabe'dir. Kabe tekrar etmediği için bir defa haccetmekle emir yerine gelmiş olur. Namazın sebebi vakittir. Vakit tekrar ettikçe emirde tekrar eder.

Emrin Derhal (Fevr) Ve Bilahare ( Terâhi) Yapmaya Delâleti
Şâri'in mükellefe yönelttiği emrin derhal (fevr) mi yoksa geniş zaman içerisinde bilahare (terahi) yapmayı mı gerektirdiği hususunda usul âlimleri farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Tercihe şayan olan şudur: Emir sigası emredilen şeyin derhal veya sonradan yapılmasını göstermez. Ancak karinelerle anlaşılabilir. Bazı emirler vakit ile kayıtlarıdır, bazıları kayıtları değildir. Mesela, bazı mezheplere göre hac böyledir . belirli bir zamanla kayıtlı olmayan emirler tehir edilebilir. Kefaretler böyledir. Kefaretlerde önemli olan fiilin yapılmasıdır.

Nehiy: "Otorite sahibinin bir fiilin kesin olarak yapılmamasına dair talebini ifade etmek için vazolunmuş lafızdır."
Bir talebin nehiy olduğu aşağıdaki yollarla anlaşılabilir:
Nehiy sigası olan "yapma"
Fiili terketmeyi talep eden emir sigası ile,
"Nehiy" mastarından türemiş fillerle.
"Tahrim" mastarından türemiş fiil ile veya hellalliğin nefyedilmesi ile.
Helalliğin nehyedilmesi ile.

Nehyin Mûcebi ve Delâleti

Nehiy sıgası, "haram kılma", "kerahat", "dua", "te'yis"(ümit kırma), "irşad" gibi pek çok manada kullanılır."Tahrim" haricindek manalarda kullanılması karine iledir.
Usul âlimleri, karinelerden mücerred olarak kullanılan nehiy sigasının delâleti konusunda farklı görüş ileri sürdürmüşlerdir.
Cumhur'a göre, Nehiy, neyhedilen fiilin haram kılındığını gösterir ve hususî karinee bulunmadıkça "tahrim" haricinde bir manaya yorumlanamaz.

Nehyin Terkara ve Derhal Yapmaya (Fevre) Delâleti
Nehiy, nehyedilen fiilin derhal ve devamlı terkedilmesini gerektirir.  Mükellefe bir işi yasaklanmışsa on derhal ve devamlı olarak terk etmesi gerekir. Çünkü neyhedilmesi o fiilin taşıdığı mefsedetten dolayıdır.  Bu yönüyle nehiy, emir den farklıdır. Çünkü emir fevre ve tekrara delalet etmemekte idi.

2. ÂMM Ennas Whatsap Grubu Tebyin Ailesi Ekibi Tarafından Hazırlanmıştır. / Linkleri Görebilmeniz İçin Lütfen Giriş Yap  veya Kayıt Ol 
"Bir mana için bir kere vazolunup, muayyen miktarla sınırlı olmadan, bu mananın kendisinde gerçekleştiği tüm fertleri ihtivâ eden lafızdır." Mesela, gökler, âlimler, ülkeler.

Umûm Manası İfade Eden Lafızlar

Her, hepsi ve bütün anlamına gelen lafızlar.
İstiğrak ve şumûl (kapsamlılık) ifade eden harf-i ta'rif veya muzaf ile marife olan cemi' kelimeler.
Lam-ı tarif veya izafet ile marife olan kelimeler.
İsm-i mevsuller, istifham (soru) isimleri ve şartı isimleri.
Nefiy veya nehiyden sonra gelen nekre lafız.

Âmmın Tahsisi
Umumi manada "âmmın tahsisi", bir delile dayanarak âmm lafzı umûm manasından çıkarıp, muhtevasında bulunan bir kısım fertlere hasretmektir. Âmm lafız kendi manasına dahil bütün fertleri ifade etmek üzere vazolunmuştur.
Cumhura göre, hangi delil ile olsun, âmmın muhtevasından bazı fertlerinin çıkarılmasına "tahsîs" denilebilir.
Hanifilere göre, tahsis, müstakil ve âmma mukarin bir delile âmmın muhtevasına giren bazı fertlerin kastedilmesidir. Fertlerin şart, istisna ve sıfat gibi gayr-i müstakil bir delil çıkarılmasına "tahsis" değil "kasr", âmma mukarin olmayan yani zaman itibariyle farklı olan delil ile çıkarılmasına da "nesh" adı verilir.

Cumhura Göre Muhassısın ( Tahsis Edici Delilin) Kısımları Ennas Whatsap Grubu Tebyin Ailesi Ekibi Tarafından Hazırlanmıştır. / Linkleri Görebilmeniz İçin Lütfen Giriş Yap  veya Kayıt Ol 

Müstakil Muhassıs
Âmm lafzın içinde geçtiği nassın bir cüzü olmayan ve ondan ayrı olan tahsis deliline denir. Bu da üç nevidir:


1.Akıl
Şer'i mükellefiyetler ekseri hallerde bir tahsis ihtiva etmeden  mükelleflerin umumunu muhatap alır. Fakat mükellef olmak için akıl ve buluğun şart olduğu düşünüldüğünde çocukların ve akıl hastalarının bu umumi hitabın haricinde kaldığı akılla anlaşılabilir.

2.Örf (Âdet)
Bazı Âmm lafızlar örf ile tahsis edilebilir. Mesela ölüp de bazı kimseler lehine "hayvanlar" ile ilgili vasiyette bulunursa, o kimsenin vasiyetinde geçen "hayvan", yaşadığı bölgenin örfünde bu kelime ile ifade edilen hayvanları ihtiva eder.

3.Nass
İster umum ifade eden lafza bitişik (mevsul) yani onunla aynı cümlede ve âmm lafızdan sonra, isterse ondan ayrı (munfasıl) olsun nass da âmm lafzı tahsis eder.

Gayr-i Müstakil Muhassıs  Ennas Whatsap Grubu Tebyin Ailesi Ekibi Tarafından Hazırlanmıştır. / Linkleri Görebilmeniz İçin Lütfen Giriş Yap  veya Kayıt Ol 
Âmmı ihtiva eden nassın bir cüzünü teşkil eden tahsis delil demektir. Bu üç nevidir:

1. İstisnâ
Mesela, "Kim iman ettikten sonra Allah'ı inkar ederse, kalbi iman ile dolu olduğu halde inkara mecbur edilen hariç... Bu ayetteki, Allah'ı inkar eden herkese şamildir. Fakat peşinden gelen istisna ayetin umumunu tahsis etmiştir. İstisna cümlenin bir cüzünü teşkil ettiğinden gayr-i müstakil muhassıdır.
2. Şart
"Eğer çocukları yoksa... hanımlarınızın geride bıraktıklarının yarısı sizindir." Nisa,4/12
Burada ayetin ilk cümlesinden kocaların alacağı mirasın bütün durumlarda kalanın yarısı olduğu anlaşılmaktadır. Ancak "çocukları yoksa" şeklindeki şart ayetin umumî hükmünü tahsis etmektedir.
3. Sıfat
Hadis-i şerif: "Saime olan (otlaklardan beslenen) koyunlardan zekat verilmesi gerekir." Bütün koyunlardan değil sadece saime olan yani yılın çoğunu otlaklarda beslenen koyunlardan dolayı zekat vermek gerekir.

Hanefilere Göre Muhassısın (Tahsis Edici Delilin) Kısımları
Hanefilere göre âmmı umûmundan çıkaran delilin tahsîs olabilmesi için; Bu delilin âmm lafzı ihtiva eden nasstan müstakil (ayrı). Zaman bakımından âmm ile aynı anda teşrî kılınmış (âmma mukârin) olması gerekir. Mesela, "Allah alım-satımı helal, fâizi ise haram kılmıştır"(Bakara, 2/275). Ammla aynı anda teşri kılınmış ve müstakil bir delildir.
Hanefilere göre; Akıl, Örf, Amma mukarin müstakil delildir.

Âmmın Delâleti   Ennas Whatsap Grubu Tebyin Ailesi Ekibi Tarafından Hazırlanmıştır. / Linkleri Görebilmeniz İçin Lütfen Giriş Yap  veya Kayıt Ol 

Usul âlimlerinin ittifakiyle, tahsis edilmiş olan âmm lafız, tahsisten sonra muhtevasında kalan fertlere zannî olarak delalet eder.
Tahsis edilmemiş âmmın bütün fertlerine delâletinin zannî mi yoksa kat'î mi olduğu konusunda ihtilaf etmişlerdir.
Cumhura göre, böyle bir âmmın her bir ferdine delâleti, hâs lafız gibi zannîdir. Çünkü tahsisedilmemiş hiç bir âmm lafız yoktur.
Hanefilere göre ise, böyle bir âmmın her ferdine delâleti, kat'îdir. Çünkü bir mana için vazedilmiş olan lafız, aksine delil bulunmadıkça, o manayı kesin olarak ifade eder.

Özel Bir Sebebe Binâen Vârid Olan Âmm 

Âmm lafız bazen hususî bir sebebe binân sevkedilmiş olur.
Böyle bir âmmın umumundan çıkarılarak bu hususî sebebe tahsis edilip edilemeyeceği usulcüler arasında ihtilaflı bir konudur. Bu konuda isabetli bulunan görüş şudur:
Hususî bir sebebe binaen gelmiş olması âmm lafzı umumundan çıkararak hususî sebebe hâs kılmaz. Aksine taşıdığı mananın uygun olduğu bütün fertler hakkında geçerli olur. Çünkü Kur'ân ve Sünnette yer alan hükümlerin çoğu, hususî sebeplere binâen gelmiştir. Sebebin hususiliği mananın umumiliğine mani değildir. Mesela, "Onun (denizin) suyu temiz, ölüsü helaldir."
Aslında umum ifade eden bu hadis hususî bir sebebe binâen vârid olmuştur. Çünkü bir adam Hz. Peygamber'e gelerek şöyle bir soru sormuştur: "Biz deniz yolculuğu yapıyoruz ve yanımıza az miktarda su alabiliyoruz. O suyla abdest alsak içecek suyumuz kalmıyor. Deniz suyu ile abdest alabilir miyiz?" Bu soru üzerine Hz. Peygamber yukarıda zikredilen hadisi söylemiştir. Durum böyle olmakla birlikte bu hüküm ümmetin tamamı için geçerlidir.
Her müslüman deniz suyundan hem abdest hem de gusül için istifade edebilir. Dolayısıyla bu hadis hususî sebebine tahsis edilemimiştir ve edilmemelidir.

3.MÜŞTEREK
"İki veya daha çok manaya, ayrı ayrı vazolunmuş lafızdır. Bir lafız, bir mana için vazolunduktan sonra, başka bir mana için de vazolunmuş ve bu manaların her birinde hakiki manasıyla kullanılmışsa buna "müşterek" denilir. Lafzın müşterek olması yani birdenfazla manaya gelmesi onu; "Hâs" lafızdan farklı kılar. Çünkü hâs lafız tek manayı ifade etmek üzere bir kere vazolunmuştur."Âmm" lafızdan da farklıdır. Çünkü âmm, tek vaz' ile birden çok ferdi ifade eder, Mesela, "Ayn" lafzı müşterek bir lafızdır. Çünkü ayrı ayrı vazılarla, casus, su, pınar, göz ve altın manalarını ifade etmek üzere vazolunmuştur.

Müşterek Lafzın Hükmü
Kitap ve Sünnet'te eğer müşterek bir lafız kullanılmışsa bu durumda; Lafız lügavî manası ile şer'î-ıstılahî manası arasında müşterek ise, şer'î-ıstılahî manası esas alınır. İki veya daha fazla mana arasında müşterek ise bu durumda bir delile istinaden bu manaların birinin esas alınması icab eder. Tercihi gerektiren karine ve emâre bulunmadıkça, müşterek lafzın muhtevasındaki manalardan hiçbiri tercih edilemez. Örnek: Boşanmış kadınların beklemesi gereken iddeti ifade eden âyetlerden birinde müşterek bir lafız kullanılmıştır. Mesela, "Boşanmış kadınlar (evlenmeden) kendi başlarına üç kur' (âdet veya temizlik) süresi beklerler). Bakara, 2/228.

Ayette geçen "guru" müşterek bir lafız olup hem kadının âdet devresi hem adetten temizlendiği devre manasına gelir. Müctedidlerin ittifakıyla ayette bu iki mana beraber kullanılmış olamaz. Mutlaka ikisinden birisi ifade edilmek üzere bu kelime kullanımıştır. Fakihler, ayette iki manadan hangisinin kullnadığında ittifak edememişlerdir.

Müşterek Lafzın Umum İfade Etmesi  Ennas Whatsap Grubu Tebyin Ailesi Ekibi Tarafından Hazırlanmıştır. / Linkleri Görebilmeniz İçin Lütfen Giriş Yap  veya Kayıt Ol 
Müşterek lafzın manalarından biri tercih edilemezse bu lafzın umum ifade etmesinden bahsedilir. Nasslar söz konusu olduğunda böyle bir şeyin imkanı hakkında usulcüler farklı görüşler ileri sürmüşlerdir:
Hanefilerin de içinde bulunduğu Cumhura göre, müşterek lafız ile onun delâlet ettiği manalardan biri muayyen edilmeden, manalarının her birinin bir anda kastedilmesi kabul edilemez. Çünkü bu lafız, âmm lafızdan farklı olarak, ayrı ayrı vaz'lar ile ihtiva ettiği manalardan her biri için kullanılmıştır. (Racih)
Şafiilerin de içinde bulunduğu bir kısım usullüye göre ise, müşterek lafzın bir anda bütün manalarında kullanılması mümkündür.

4.MÜEVVEL
Bazıları müşterek lafzın ihata ettiği manalardan birinin, zannî bir delil veya re'y ile tercih edilmesine "müevvel" adı vererek bunu ayrı bir tür olarak saymışlardır. Böylece manaya delaleti bakımından lafızlar dört kısım olur. Ancak bunun müşterek lafız içinde onun bir teferruatı gibi değerlendirmesinin daha uygun olduğu kanaatindeyiz.

Müevvel Lafzın  Hükmü
Müevvilin hükmü, hata ihtimali ile birlikte, kendisiyle amel etmektir


Ennas Whatsap Grubu Tebyin Ailesi Ekibi Tarafından Hazırlanmıştır. / Linkleri Görebilmeniz İçin Lütfen Giriş Yap  veya Kayıt Ol 

Kaynak: Ennas Whatsap Grupları / Tebyin Yönetim Ekibi ( İzinsiz almak bu emeğin rızasını ihlal etmektir.

Bu site üzerinden Kullanabilir faydalanmak isteyenleri sitemize ve whatsap gruplarımıza yönlendirebilirsiniz.

Paylaşımlarımızın sitemiz dışında yayınlanmasını uygun bulmuyor. Hak ihlali yapmamanızı tavsiye ederiz...


Kaynak: https://www.tebyin.com/index.php?topic=864.msg0;topicseen

  • Üniversite: Kocaeli İlahiyat Fakültesi

Zehra Yüksel Koü

Hazreti Allah bu konuları okuyup anlamayı herkese kolaylaştırsın inşallah
  • Üniversite: Kocaeli Üniversitesi

Emine Gençtürk Koü

rabbime kocaelini nasip etmesinden ziyade beni bu güzel insanlarla tanışdırdıgı içinde ayrıca ne kadar şükretsem az.Bu üni. olmanın en büyük ayrıcalıgı da sizlersiniz ;)
  • Üniversite: Kocaeli İlahiyat Fakültesi

Halil Poyraz Koü

  • Üniversite: Kocaeli İlahiyat Fakültesi

Sevgi Özbolat

Çok zor bir ünite.okuyunca anlasiliyor gibi ama karisik.özetini okuyunca pekisiyor.Siz bize yardim ediyorsunuz.Mevlam sizede yardm etsin.
  • Üniversite: Kocaeli İlahiyat Fakültesi

Ceren

Esselamu aleykum. Rabbim razı olsun bu bilgileri bize sunan kardesimizden. ...
  • Üniversite: Hiçbiri

Esra Altunoğlu koü

Allah razı olsun Enes hocam ve tebyin ekibinden ellerinize  sağlık.
  • Üniversite: Hiçbiri

Selime Kou

Ayetler:

"...Ey Rabbim! ilmimi artır de." (Taha: 20/114)

"...Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" (Zümer: 39/9)

"...Allah sizden inananları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltir..." (Mücadele: 58/11)

"...Kulları arasından yalnızca, anlama ve kavrama yeteneğine yani vahiy bilgisine sahip olanlar Allah'tan gereği biçimde korkarlar." (Fatır: 35/28)
  • Üniversite: Kocaeli İlahiyat Fakültesi

Didem Gümüş Koü

Allah razı olsun hocam ellerinize sağlık
  • Üniversite: Kocaeli Üniversitesi

Kader koü

mükemmel özet emeği geçen hocalarım Rabbim ahirette mükafatlandırsın..
  • Üniversite: Kocaeli Üniversitesi

Mikail Öz

Hocam elinize emeginize saglik .cok guzel ozetlemissiniz dersi dinleyip bunlari da okuyunca bilgiler tam manasiyla oturuyor.Allah razi olsun ...
  • Üniversite: Kocaeli İlahiyat Fakültesi

ilknur demirci koü

Emeği geçen kıymetli hocalarımızdan Allah razı olsun .
  • Üniversite: Kocaeli İlahiyat Fakültesi

Gülten Barut Koü

Bizlere yardımcı olanlara, bir şeyler öğretenlere her daim teşekkürlerimi sunuyorum.
  • Üniversite: Kocaeli Üniversitesi

Emine Çifcioğlu Kou

Sizin en hayırlınız , Kuranı öğrenen ve öğretenlerinizdir.BUHARİ

Allah razı olsun,tebyin ekibinden.
  • Üniversite: Kocaeli Üniversitesi

Fatime Zehra Özbaş Koü

Emek veren kardeşlerimizden Rabbim ebeden razı olsun.

Semih Yürük Koü

Çok güzel bir özet olmuş, teşekkürler.
  • Üniversite: Kocaeli Üniversitesi

Şeyda Ilgaz Koü

Konular zor birde sınavda karmaşık sormasalar
  • Üniversite: Kocaeli Üniversitesi

Ayşe oüYılmaz K

Allah ilmimizi artırsın.sizlerdende razı olsun.çok güzel hazırlanmış..

Semih Yürük Koü

  • Üniversite: Kocaeli Üniversitesi

Zeynep İpek Koü

Özetlerinizi okuyup sonra sorularınızı çözüyorum.çok istifade ediyorum.Allah razı olsun.
  • Üniversite: Kocaeli İlahiyat Fakültesi

Onurulaskoü


Allah razı olsun Enes hocam ve tebyin ekibinden ellerinize  sağlık.sagolun.
  • Üniversite: Kocaeli Üniversitesi

Hamide Kulaksız Koü

Bu nasil zor bir konu mevlam yardim etsin hic anlamadim hazirlayanlardanda Allah razi olsun

Esila

"İlmi öğretenle öğrenenler hariç, herkes Allah'ın rahmetinden uzaktır." rabbim yapılan emekleri kabul etsin inş. Selam ve dua ile..
  • Üniversite: Kocaeli İlahiyat Fakültesi

Songül Eroğlu Koü

Allah sizlerden razı olsun gerçekten muazzam bir çalisma olmuş
  • Üniversite: Kocaeli Üniversitesi

Meryem Lafcı Koü

Çok güzel hazırlanmış emeği geçenden Allah razı olsun
  • Üniversite: Kocaeli İlahiyat Fakültesi