İslam Tarihi-2 10.Ünite Özeti

Başlatan ღ۩ Tebyin ۩ღ, 06 Aralık 2019, 23:31:37

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Aşağı git

ღ۩ Tebyin ۩ღ

İslam Tarihi-2 10.Ünite Özeti
ENDÜLÜS MÜSLÜMANLARI SİYASÎ TARİHİ
Ennas  & Tebyin Master İlitam Ailesi Ekibi Tarafından Hazırlanmıştır. https://www.tebyin.com

ENDÜLÜS COĞRAFYASI VE FETHİN İLK YILLARI (711/714)
711 yılında başlanan fetihlerle Endülüs'e yerleşen Müslümanlar, 1492'de bu coğrafyaya veda etmişler  ve sekiz asrın ilk üç asrını Endülüs'te varlıklarını pekiştirmek ile geçirmişlerdir. Yarımadanın kuzeyine sıkışmış olan Hıristiyanlar XI. yüzyılda haçlı seferleri ruhuyla Reconquista  (Yeniden fetih) adını verdikleri bir hareket başlatmışlar ve hareketle Müslümanlardan toprak kazanarak yeniden bir krallık kurmuşlardır.
Reconquista hareketi ile Endülüs'ü istila eden Hıristiyanlar, Müslüman bilginlerin eserlerini tercüme ederek batıya aktarmışlardır.Endülüs müslümanları, geliştirdikleri teknolojilerle tarım alanında Yeşil Devrim gerçekleştirmişlerdir.
Endülüs müslümanlarının siyasî varlıkları 1 Ocak 1492'de Gırnata'nın teslimiyle,yarımadada sona ermiştir. Bu tarihten sonra Hıristiyanların idaresi altında yaşamaya devam eden Müslümanlar, 1609'daki sürgünle İber yarımadasındaki varlıklarına son verilmiştir.
 
ENDÜLÜS İSMİNİN KAYNAĞI
Müslümanlar  fethin başlangıcından itibaren fethettikleri İspanya toprakları için Endülüs/Endelüs  adını kullanmışlardır.Sonrasında islam hakimiyet alanının küçülmesinden dolayı Endülüs ismi daraldı ve  adı sadece küçük Benî Ahmer (Nasrî) Emirliği'nin idaresindeki topraklarda kaldı.
 
MÜSLÜMAN HÂKİMİYETİNDEN ÖNCE ENDÜLÜS
I. COĞRAFÎ AÇIDAN ENDÜLÜS

A. Endülüs'ün Fizikî Coğrafyası
Endülüs'ün Kuzey Afrika ile bağlantısı Cebel-i Tarık Boğazı'ndan, Frank topraklarıyla bağlantısı ise Pirene dağlarındaki geçitlerdendir. Endülüs, Batı ve Doğu Endülüs şeklinde iki coğrafi parçaya ayrılır. Doğu Endülüs'e Uzak Endülüs de denilmiştir. İklim olarak Türkiye'ye çok benzer.
Coğrafyacı el-Bekrî, Endülüs'ü topraklarının verimliliği bakımından Suriye'ye, ikliminin ılımanlığıyla Yemen'e, toplanan vergi miktarının yüksekliğiyle Ahvaz'a, deniz ürünlerinin çokluğuyla Aden'e, değerli taşları ve madenleriyle Çin'e, güzel kokularıyla Hindistan'a benzetmektedir.
 
B. Endülüs'ün Beşerî  Coğrafyası
VIII. yüzyıl başlarında Müslümanlar Endülüs'ü fethe başladığında tüm İber yarımadasının nüfusu 4 milyondu. X. yüzyılda sadece Müslümanların hakimiyetindeki Endülüs topraklarında 7 milyon insan yaşamaktaydı.
Endülüs'ün demografik yapısı daima yerlilerle dışarıdan gelenlerden oluşmuştur.
a)Yerli Halklar: Endülüs fethinden önce İber Yarımadasında yaşayanlardır.
1. Katolik Hıristiyanlar ,  2. Yahudiler , 3. Putperestler
b)Dışarıdan Gelen Halklar: İslam hakimiyeti döneminde Endülüs'e yerleşen halk beş gruptur.
1. Beledliler (Belediyyûn):  Araplardan ve Berberilerden oluşan Müslüman halktır.
2. Suriyeliler (Şamiyyûn): 741'de K. Afrika'da Berberilere yenilen Suriyeli on bin civarındaki asker kasdedilmektedir.
3. Müvelledler (Muvelledûn) : Yerli halktan islamı kabul edenler demektir , Müslümanların çoğunluğunu oluşturur.
4. Saklebîler (Sakâlibe): Avrupa'dan çocukken veya köle iken getirilip sarayda Müslümanlaştırılarak asker yetiştirilenler.
5. Zenciler (Sudanlılar): Posta ve askerlik hizmetleri için Afrika'dan getirilen Müslümanlardır.
Ennas  & Tebyin Master İlitam Ailesi Ekibi Tarafından Hazırlanmıştır. https://www.tebyin.com
C. Endülüs'ün Siyasî Coğrafyası
Avrupa ile Afrika arasında köprü konumundadır.Endülüs, 711-714 arasında Tarık b. Ziyad ve Musa b. Nusayr'ın ordularınca fethedilmiştir. 756'da Endülüs Emevî Devleti'nin kuruluşuyla 1031'e kadar Emevi hanedanı tarafından idare edilmiştir.
1031- 1090 arasında Mulûku't-tavâif olarak yirminin üzerinde küçük devletçiğe bölündü. Müslümanların siyasî bölünmüşlüğünden istifade ile Kastilya Krallığı 1085'te bazı önemli yerleri işgal etti. Berberî  kökenli Murabıtlar Devleti  ile Muvahhidler Devleti  Endülüs'e hükmetti.
Reconquista hareketi ile  Endülüs'e hakim olmaya çalışan Hıristiyanlar XIII.yüzyılın ikinci çeyreğinde Gırnata, Maleka, Meriyye ve Cebel-i Tarık dışındaki bütün toprakları zaptetti.
Müslümanların elinde kalan son topraklarda 250 yıl yaşayacak olan Nasrîler/Ahmerîler Devleti (1232-1492) kuruldu. 1492'de Gırnata'nın düşmesiyle Nasriler devleti de, Endülüs siyasî coğrafyası da son buldu.
 
II. FETİH ÖNCESİ İSPANYA'DA TOPLUM YAPISI
İspanya, Vizigotların idaresindeydi. Romalıların hakimiyetine son verdiler ama bazı yapılarını miras aldılar.
Miras kalan kast sistemi ;
En üst tabaka: İmtiyazlılar (İktidar ve servet sahipleri ile papazlar)
Orta tabaka: Hürler/İmtiyazsızlar (Şehirliler, Çiftçiler ve zanaatkârlar)
Alt Tabaka: Köleler (Fakirler)
 
Müslümanların İspanya'yı Fetih Sebepleri
a. Dinî bölünmüşlük  b. Taht kavgaları   c. Keskin tabakalaşma   d. Ekonomik sıkıntılar
Bu durumdan memnun olmayan bazı gruplar Müslümanları fethe teşvik ettiler.
Bu gruplar:
a. Yahudiler,
b. Kendilerini taht mağduru olarak gören önceki Vizigot kralının oğulları,
c. Septe kontu Julian
 Ennas  & Tebyin Master İlitam Ailesi Ekibi Tarafından Hazırlanmıştır. https://www.tebyin.com
1. Tarif b. Malik'in Endülüs Seferi
Musa b. Nusayr, 710 Temmuz'unda fetih planının ilk adımı olarak, Tarif b. Malik kumandasında 500 kişilik bir askerî birliği İspanya'nın güney kıyılarına yolladı. Birliğin amacı İspanya coğrafyasının özellikleri ve askerlerin ve halkın sayısını anlamaktı.
Tarîf, yaptığı akınlarla çok sayıda esir ve bol miktarda ganimetle Kuzey Afrika'ya döndü. Mûsâ b. Nusayr'a İspanya'nın genel durumu  hakkında bilgi verdi. Tarîf b. Mâlik'in bu seferi Endülüs'ün daha erken tarihlerde fethedilmesini sağladı.
 
2. Tarık b. Ziyad'la Endülüs'te İlk Fetihler
Musa b. Nusayr , İspanya'yı fethetmek için hemen harekete geçti. Çoğunluğu Berberilerden oluşan 7.000 kişilik bir ordu hazırladı. Ordunun başkomutanlığına Tarık b. Ziyad'ı tayin etti.
Tarık b. Ziyad komutasındaki Emevi ordusu, 711 yılı ilkbaharında Septe hakimi Julian'ın tahsis ettiği gemilerle Septe'den İspanya'nın en güneyindeki Calpe bölgesine ulaştı. Tarık, önce Batıya doğru harekete geçerek İspanya sahil şeridini kontrol altına aldı. Daha sonra Kurtuba (Cordoba) şehrini fethetmek amacıyla kuzeye doğru yöneldi. O sırada Vizigot Kralı Rodrigo, Kuzey İspanya'daki bazı şehirlere saldıran Franklar'la mücadele ediyordu. Kurtuba ile Rodrigo'nun bulunduğu Arbûne (Narbonne) şehirleri arasında ise1600 km. kadar bir mesafe vardı. Tarık, Kurtuba'ya doğru yol alırken ilk anda önemli bir direnişle karşılaşmadı, önüne çıkan küçük Vizigot askeri birliklerini kolayca bertaraf etmeyi başardı.Tarık bin Ziyad  gemileri yakan komutan olarak bilinir ama yakıp yakmadığı ihtilaflıdır.
 
Lekke Vadisi Savaşı (711)
İki ordu Şezûne (Sidonia) şehri yakınlarındaki Lekke vadisi (Rio Guadalate) denilen yerde karşı karşıya geldi. Savaşı Müslümanlar kazandı ve Kral Rodrigo öldürüldü. Bu zaferin ardından Tarık b. Ziyad, ordusunu üç kola ayırarak, İspanya içlerine doğru fethe başladı. Bir koldan Kurtuba, diğerinden İlbire fethedildi. Tarık ise bir üçüncü kolun başında Vizigotların başkenti Tuleytula (Toledo)'yı fethetti.

3. Musa b. Nusayr'ın Endülüs'te Fetih Hareketleri
Musa b. Nusayr, Araplardan oluşan 18.000 kişilik bir ordu ile İspanya'ya geçti. Birkaç şehri fethettikten sonra Tuleytula (Toledo)'da Tarık b. Ziyad ile buluştu. Tarık ve Musa, İspanya'nın kuzeyine doğru iki koldan fethi devam ettirdiler. Barselona da bu esnada fethedildi. Pirene dağları aşılıp Frankların topraklarına girildiği esnada halife Velid b. Abdulmelik, Musa ve Tarık'ın hemen hilafet merkezine gelmelerini emretti.
Musa b. Nusayr, Tarık b. Ziyad'la birlikte bol miktarda ganimetle Şam'a gitti. Ancak Endülüs fatihlerinin, Pirenelerin ötesine izinsiz geçmeleri sebebiyle Şam'da iyi karşılanmadıkları söylenir. Bir diğer rivayette Velid ölüm döşeğinde olduğunda onun yerine geçecek olan Süleyman b. Abdülmelik, Musa'ya Şam'a girişini geciktirmesi yönünde haber yollamışsa da, Musa'nın onu dinlemeyip Şam'a gitmesi, ganimetleri ve hediyeleri ölüm döşeğindeki Velid'e takdim etmesi, yeni halife Süleyman'ın onu hapse atıp bütün mal varlığını elinden almasına sebep olmuştur. Daha sonra Süleyman, Musa'nın iki oğlunu vali tayin ederek onun itibarını az da olsa iade etmiştir.
 Ennas  & Tebyin Master İlitam Ailesi Ekibi Tarafından Hazırlanmıştır. https://www.tebyin.com
ENDÜLÜS'TE VALİLER DÖNEMİ (714-756)
Musa b. Nusayr, 714'te halifenin emri gereği Şam'a dönerken Endülüs'ün idaresini oğlu Abdulaziz'e bıraktı. İyi bir yönetici olan Abdülazîz, çiftçileri teşvik eden bir faaliyet olarak sulama işlerini tanzim etti. Abdulaziz'in Endülüs'e vali olmasıyla (714) valiler dönemi başlamıştır. Bu dönemde 21 vali Endülüs'ü Emevî Devleti'ne bağlı olarak idare etmiştir.
 
Balatü'ş-Şühedâ Savaşı (732): Avrupa'nın Kader Günü
732'de Endülüs valisi Abdurrahman el-Gafıkî, 70.000 kişilik bir orduyla Kurtuba'dan hareket etti. Amacı Galya'yı fethederek Fransa içlerine dalmaktı. Galya bölgesinin merkez şehri Bordo'ya kadar ilerleyerek orayı fethetti.
Abdurrahman, ülkenin ikinci büyük şehri Tours'a yöneldi. Galya dükünün Frank imparatorundan yardım istedi ve  Şarl Martel  büyük bir ordunun başında Tours'a doğru harekete geçti.
Karşılaşma 12-13 Ekim 732'de Tuluz'la Tours arasında bir yerde gerçekleşti. Savaşın başında üstünlük Müslümanlarda iken Frankların yarma hareketlerinde başarılı olması ve Abdurrahman el-Gafikî'nin çarpışmalarda şehit olması  durumu tersine çevirdi. Müslümanlar daha çok kayıp verdiler. Bundan dolayı İslam kaynaklarında bu savaşın yapıldığı alan, Balâtu'şŞühedâ (Şehitler Düzlüğü) ismiyle zikredilmiştir. Batılı kaynaklarda Tours Savaşı veya Poitiers Savaşı şeklinde adlandırılmıştır.
Balatü'ş-Şüheda savaşı, Endülüs Müslümanlarının hiçbir zaman yaşamadıkları derecede büyük bir mağlubiyet yaşadıkları bir savaştır.
Bu savaş, Müslümanların Avrupa içlerine gitme hayallerini sona erdirmiştir.
 
Asabiyet Savaşları
Kabileler arası anlaşmazlıklar sebebiyle çıkan savaşlara Eyyamu'l-Arab denilir. Emevilerin iktidarı ele aldıktan sonra kabilecilik anlayışı, Cahiliye dönemindekine benzer şekilde yeniden ortaya çıkmaya başladı. Endülüs'te kabileciliğin yanına kavmiyetçilik ve bölgecilik gibi iki ana unsur daha eklendi. Bunlar ; Arap-Berberi savaşı, Suriyeli- Beledli savaşı,Kayslı -Kelbli savaşı .
 Ennas  & Tebyin Master İlitam Ailesi Ekibi Tarafından Hazırlanmıştır. https://www.tebyin.com
1. Arap-Berberî  Savaşı
Birlikte cihad eden Araplar ve Berberiler, birbirini boğazlayan düşmanlar haline geldiler. Araplar önemli idarî makamları kendilerinden olanlara, önemsiz memuriyetleri Berberilere, verimli arazileri kendilerinden olanlara, kıraç ve verimsiz arazileri ise Berberilere veriyorlardı. Bu yüzden Berberiler ayaklandılar.
Endülüs valisi Abdulmelik  ayaklanmayı bastırdı. Her iki taraftan da çok sayıda insan öldü. Berberilerin çoğu yerleşmiş oldukları Endülüs'ün kuzeyindeki yurtlarından ayrılarak asıl memleketleri Mağrib'e geri döndüler.
 
2. Beledli- Suriyeli Çatışması
Vali Abdulmelik, Suriyeli askerlerle yapılan antlaşma doğrultusunda  askerlerden Endülüs'ü terk etmelerini istedi. Zaten Beledliler denilen Araplar da Suriyelilerin mutlaka Endülüs'ü terk etmelerini  istiyorlardı. Suriyeli askerler ise Berberî tehlikesi dolayısıyla Mağrib'e dönmek istemiyorlardı. Erzakı tükenen askerlerin, ölümle yüzyüze geldikleri, at eti, köpek eti ve ot yemek zorunda kaldıkları ifade edilmektedir.
Suriyeli askerler bu durumları bahane ederek Mağrib'e dönmekten vazgeçtiler. Üstelik vali Abdulmelik'i makamından uzaklaştırarak komutanları Belc b. Bişr'i valinin makamına oturttular. Kısa süre sonra da devirdikleri vali Abdülmelik'i öldürdüler. Bu gelişmeler Beledlileri iki konuda endişeye sevk etti: Birinci endişe; Beledlilerin çoğu Yemen kökenli (Kelbî) araplardandı.
Suriyeli askerler ise Kayslı idi. Dolayısıyla bu durum Kaysî - Kelbî çatışmasına sebep olur endişesi mevcuttu. İkinci endişe ise, Beledliler, fetih sonrası Endülüs'te sahip oldukları maddî imkânları Suriyelilerle paylaşmak zorunda kalabilecekleri endişesi idi.
 
Beledli - Suriyeli Çatışmalarına Ebu'l-Hattar'ın Arabuluculuğu
Sarakusta ve  Kurtuba  yakınlarında  çok şiddetli iki büyük savaş oldu.Galip taraf Suriyeliler oldu. Suriyeliler, Beledlilerin en ileri gelenlerini esir alıp, kedi köpek karşılığı esir pazarında satarak hakaretlere maruz bıraktılar.
Emevî halifesi Hişam b. Abdülmelik  olayları önlemek için Ebu'l-Hattâr Hüsam b. Dırar el-Kelbî'yi 743'te Endülüs'e vali olarak gönderdi. Ebu'l-Hattar  Suriyelileri gruplara ayırarak Endülüs'ün şehirlerine yerleştirdi. Böylece Kurtuba'da idarenin onların eline geçmesini önledi. Elebaşıları Endülüs'ün dışına sürdü. Yeni valinin bu icraatları Kelbî- Kaysî çatışmasına doğru yol alan Endülüs halkını umutlandırdı.
 
3. Kaysî- Kelbî Çatışması
Ebu'l-Hattar,icraatlarında Kelbîleri kayırması sebebiyle Kaysîlerin muhalefetiyle karşılaştı. Kaysilerle Kelbiler arasında bir antlaşma yapıldı. Bu antlaşmaya göre Endülüs'ün her iki kabile tarafından sırayla idare edilmesine karar verildi. Bu karar doğrultusunda Yusuf el-Fihrî 747'de
Kaysîler adına vali oldu. Bir sene sonra Kelbiler adına birine valilik devredilecekti. Vakti gelince Kaysiler, Kelbilere valiliği devretmedi. Bunun üzerine iki grup arasında yeniden çatışmalar baş gösterdi. 745 yılında başlayan Kayslı - Kelbli mücadelesi, yaklaşık on yıl sürdü. Mağlup duruma düşen Kelbliler, ağırlıklarını siyasetten iktisadî ve kültürel alanlara kaydırdılar. Endülüs tarihinin daha sonraki dönemlerinde ilimleriyle temayüz eden ilim adamlarından bir çoğunun Kelbî olması, işte bundan dolayıdır.
 Ennas  & Tebyin Master İlitam Ailesi Ekibi Tarafından Hazırlanmıştır. https://www.tebyin.com
Hıristiyan İspanyanın Zuhuru ve İlk Reconquista Dalgası
Endülüs Müslümanları arasında meydana gelen çatışma ortamı,Vizigotları harekete geçirdi. Vizigotlar, öldürülen kralın yeğeni Pelayo'nun komutasında 717'de Cavadogna'da meydana gelen savaşta Müslümanlara karşı üstünlük sağladılar. Vizigotlar, elde ettikleri bu başarının sonucunda Leon krallığını kurdular. Vizigotlar, böylece Reconquista (yeniden fetih) hareketini başlatmış oldular. VIII. Asırda Leonlular topraklarını güneye doğru genişleterek Müslümanlardan bazı kale ve şehirleri almayı başardılar.
Sonuçta İber Yarımadasının kuzeyinde Hıristiyanlar siyasî teşkilatlanmalarını ve devletleşmelerini tamamlamışlardır. Bu gelişmelere bağlı olarak İspanyanın kuzeyi Hıristiyanların, güneyi ise Müslümanların hakimiyetinde olmak üzere ikiye bölünmüştür.
 
ENDÜLÜS EMEVÎLERİ DÖNEMİ (756-1031)
Bağımsızlık Arefesinde Endülüs: Endülüs'te çekişmeler devam ederken Abbasiler tarafından Emevilere karşı başlatılan ayaklanma, bu hanedanın sonunu getirdi.
Abbasiler iktidarı alınca  Emevilere karşı bir tasfiye hareketi başlattılar. Bu hareketten az sayıda  kurtulan oldu , bunlardan birisi de Emevî hükümdarlarından Hişam b. Abdülmelik'in torunu Abdurrahman b. Muaviye'dir. Abdurrahman, Abbasî katliamından kaçmayı başararak önce Filistin'e oradan da Kuzey  Afrika'ya geçti. Ama endülüsteki olayları takip etmeyi ihmal etmedi.
Abdurrahman, Endülüs'e geçerek Emevî hanedanını yeniden ihya etmeye karar verdi. Onu Destekleyenler : Kelbîler ,Mevalîler, Suriyeli askerler ve Berberiler  idi.Ona karşı duranlar ise henüz Endülüs valisi olan Yusuf el-Fihrî'nin yandaşı Kaysîler idi.
Ennas  & Tebyin Master İlitam Ailesi Ekibi Tarafından Hazırlanmıştır. https://www.tebyin.com 
I. Abdurrahman (756-788) ve Bağımsızlık İlanı: Musarra denilen yerde vali Yusuf el-Fihrî ile yaptığı savaşta Yusuf'u mağlup ederek ordusunu hezimete uğrattı. Kurtuba'ya girerek kendisini emir ilan etti. Endülüs fiilen Abbasi idaresinden koparak Emevî hanedanının idare edeceği bağımsız bir devlet haline dönüştü.
Emevî hanedanının genel politikası olan kimini parayla, kimini makamla  yanına çekerek hakimiyetini pekiştirdi.  Mahirane bir siyasetle iktidarını güçlendirdi. Adalet kurumunun başına Kadı'l-Cemaa ünvanlı bir Başkadı tayin ederek adalet kurumunu güçlendirdi. İmar alanında gelişmeler sağladı. Bahçesindeki hurma ve portakal ağaçlarıyla Şam'ı hatırlatan Rusafe sarayının ve Kurtuba Camiî'nin temellerini attı. Caddeleri, sokakları tanzim etti. Gayrimüslim halkın isteklerini kendisine iletecek, haklarını takip edecek bir yetkili görevli (kûmis) tayin etti.
 
I. Hişam (788-796): Tahta çıktığı ilk yılda kardeşlerinin gösterdiği muhalefet dışında ciddi olan iç meseleyle karşılaşmadı. Emirlik dönemini İspanya'nın kuzeyindeki Hıristiyan krallıklara karşı cihad yapmakla geçirdi. Pireneler ve Septimania geçici bir süre için de olsa yeniden fethedildi. Ulemâya  gösterdiği yakınlık sonucunda bu zümrenin siyasete alakası arttı.
Alimlerin Medine'yi ziyaretinde İmam Malik'in derslerine katılmaları ve Hişam'ın bu gelişmelere destek vermesi sonucu Malikî mezhebi Endülüs'te yayıldı ve Endülüs'ün resmî mezhebi haline geldi. Yerli halktan ihtida edenlerin sayısı arttı bunun sonucunda Endülüs'te yeni bir sınıf ortaya çıkmış oldu. Yerli Müslümanlara Muvelledûn denildi. Emir Hişam döneminde Müslüman olsun gayrimüslim olsun tüm vatandaşların memnun olduğu bir idari yapı sergilenmiştir. Bu nedenle de onun icraatlarından memnun olmayıp isyan eden kimse veya grup yoktur.
 
I. Hakem (796-822): I. Hişâm'ın vefatından sonra yerine oğlu I. Hakem geçti. Babasının aksine keyfine düşkün ve dini de ihmal ediyordu.Alimlere değer vermeyip itibarlarını almaya çalışıyordu bu yüzden Arapların, Berberîlerin ve Müvelledlerin de içinde olduğu isyanlar çıktı.
I. Hakem isyanları bastırmak yerine çok sert askerî tedbirlere başvurdu .Hileyle de olsa isyanları büyük çapta bastırmayı başardı. İbn Hazm'ın ifadesiyle: «Hakem, haksız yere bile olsa kan dökmekten çekinmedi» diyerek onun gaddar ve sert mizaçlı bir sultan olduğuna vurgu yapmaktadır.
Emir Hakem 822'de vefat ettiğinde sıkıntıları büyük ölçüde halledilmiş, hazinesi tam takır olan siyasî bütünlük ve istikrar içinde bir devlet bıraktı.
 
II. Abdurrahman (822-852): Endülüs Emevî devletinin en parlak dönemidir.Tarım , dokumacılık vb onun zamanında gelişti. Bu gelişmeler sayesinde Fransa ve diğer Akdeniz sahilindeki ülkelere ihracat gerçekleşti. Bu sayede devlet, ilk kez kendi parasını bastırmak için bir darphane (daru's-sikke) kurdu.
Endülüs'teki Müslümanların çoğunluğunu Müvelledûn, yani yerli Müslümanlar teşkil etmeye başladı.İlim ve kültüre önem verip medreseler kurmuştur. İspanyolların hücumlarına karşı  Endülüs topraklarını korumayı başardı. Bizans Devleti ve Kuzey Afrika'daki Rüstemî Devleti ile diplomatik ilişkiler gerçekleştirildi. Nitekim Bizans İmparatoru Theophilos da elçi göndererek Endülüs Emevî Devleti'yle diplomatik ilişki kurdu. Bu başarılardan dolayı II. Abdurrahman dönemi "eyyâmü'larûs" (balayı / düğün günleri) olarak anılmıştır.
 Ennas  & Tebyin Master İlitam Ailesi Ekibi Tarafından Hazırlanmıştır. https://www.tebyin.com
Muhammed (852-886), Münzir (886-888) ve Abdullah (888-912): II. Abdurrahman'ın vefatından sonra Endülüs'te sırasıyla Muhammed , Münzir ve Abdullah'ın hükümdarlık ettiği yeni bir dönem başladı. Ülkenin dört bir yanında baş gösteren isyanlar,  çatışmalar, sınırlara yönelik Hıristiyan saldırıları Endülüs'ü siyasî bölünmenin eşiğine getirdi. Bu durum kuzeydeki Hıristiyan krallıkların Endülüs'ten toprak kazanmalarına neden oldu. Hatta bu dönemde Müslüman olmalarına rağmen dindaşları ile değil de ırkdaşları ile hareket etmeyi tercih eden ırkçılar da doğdu. Bunun sonucunda merkezi hükümetten kopan birçok devletçik oluştu.
Emir Muhammed Kurtuba'da başlayıp Tuleytula'ya kadar yayılan "Hıristiyan fedaileri hareketi" adlı isyanı kontrol altına aldı ve İspanyol krallıklarına karşı da başarılı seferler tertip etti. Ancak son onbeş yılında idareyi genç ve tecrübesiz kimselerin eline teslim ettiği için devlet düzeni bozulmaya yüz tuttu. Sonunda Muvelledler başta olmak üzere Araplar ve Berberîler çoğunlukta bulundukları bölge, şehir ve kalelerde merkezî idareye karşı ayaklandılar. Ayaklanmalar Münzir ve Abdullah döneminde arttı.
Bu olumsuz gelişmeler sonucunda sayıları yirmiyi aşkın küçük devlet kuruldu.
 
III. Abdurrahman (912-961) ve Halifeliğini İlanı : 21 yaşında dedesi Emir Abdullah'ın vefatıyla tahta oturan yıkılmaya yüz tutan Endülüs Emevî Devleti'ni bu durumdan kurtarmayı başardı. Merkezi  idareden ayrılarak bağımsızlık ilan eden çevre devletçiklerin üzerine gitti.
913'te Beni Haccâc, 924'te Benî Kasî, 928'de Benî Hafsun, akabinde Batı bölgesini egemenliği altına alan Müvelledûn emirlerinin üzerine gitti ve söz konusu emirlikleri devlete bağlamayı başardı.
III. Abdurrahman  Şiîlikle mücadele etmek için  Nasır Lidinillah unvanıyla halifeliğini ilan ederek önemli siyasî bir manevra yapmayı başardı. Sonra Şiîliği yaymaya çalışan Fatımîler ile mücadeleye girdi.Daha sonra bir ordu göndererek Fas ve çevresini hâkimiyeti altına aldı. Böylece ilk kez bir Endülüs hükümdarı Kuzey Afrika'daki bir bölgeyi egemenliği altına almayı başardı. Endülüs Emevîlerinin tartışmasız en büyük hükümdarı olan III. Abdurrahman 961 yılında öldüğünde yerini âlim kişiliğiyle tanınan elli yaşındaki oğlu II. Hakem aldı.
 
II. Hakem el- Mustansır Billah (961-976): İlim ve sanat alanında adeta bir seferberlik başlattı. Endülüs, İslâm medeniyetinin en hareketli bölgesi haline geldi. II. Hakem, Kurtuba yakınındaki saltanat şehri Medinetu'z-Zehra'da büyük bir saray kütüphanesi kurdu. Bu kütüphanenin kitap sayısı dörtyüz bine ulaştı. II. Hakem, babasının Afrika'da Fatımilere karşı sağladığı bir bakıma siyasî üstünlüğü korumayı başardı ve Fatımilerin desteğiyle bağımsızlık peşinde koşan İdrisileri çökerterek, dengeyi kısmen de olsa Endülüs lehine bozmayı başardı.

II. Hişâm (976-1009) ve Amiriler Dönemi : II. Hakem'in ölümünden sonra oğlu II. Hişâm'ın çocukluk yaşında  tahta geçmesinden istifade eden Hâcib İbn Ebû Amir ve iki oğlu Abdülmelik ile Abdurrahman iktidarı ele geçirerek kendi adlarıyla anılan Âmirîler dönemini başlattılar. Hakem ölünce, azat edilmiş Hıristiyan asıllı kölelerden oluşan sakâlibenin halifenin yerine kardeşi Mugîre'yi geçirme çabalarını boşa çıkararak Hişâm'ın tahta geçmesini sağladı. Arkasından da idarî mekanizmayı kendi kontrolüne alma yoluna gitti ve kendisine rakip olarak gördüğü devlet adamlarını teker teker ortadan kaldırdı. Daha sonra Araplar'ın ve sakâlibenin nüfuzunu kırmak için ordunun çoğunluğunu paralı Berberi askerlerden teşkil etti. Böylece hem siyasî iktidarı hem de orduyu kontrolü altına almış oldu. İbn Ebû Âmir, hâciblik makamını işgal etmesine rağmen "Mansûr" lakabını kullanarak, kendi adına para bastırdı. Kendi adına hutbe okuttu. Resmî yazıları genellikle kendisi imzalayarak fiilen halife gibi hareket etti. İbn Ebû Âmir, kuzeydeki Hristiyan krallıklarının üzerine çok başarılı seferler düzenledi.
Ennas  & Tebyin Master İlitam Ailesi Ekibi Tarafından Hazırlanmıştır. https://www.tebyin.com
Amirî Kardeşler: Abdulmelik ve Abdurrahman : 1008'de Abdülmelik'in yerine kardeşi Abdurrahman'ın geçmesiyle III. Abdurrahman tarafından kurulan ve bu zamana kadar sürdürülen istikrar birden bozuldu. Halifenin veliaht olarak kendisini seçtiğini ileri sürerek bunu yazdığı mektuplarla ülkenin her tarafına duyurdu. Onun bu davranışları, sakâlibe ile Emevî hanedanı taraftarlarını galeyana getirdi. Bu arada sayıları iyice artan Berberi askerleri de taşkınlıklarıyla Kurtuba halkını rahatsız ediyorlardı. Bu gelişmeler sonunda umumi bir isyan patlak verdi. Âmirîler'in ve onlara bağlı olan devlet adamlarının oturduğu Medînetü'z-Zâhire yağmalanarak tahrip edildi. Abdurrahman b. Ebû Âmir öldürüldü; Halife Hişâm ise kayıplara karıştı. Bu isyandan sonra Endülüs ve özellikle başşehir Kurtuba tam bir karışıklık içine düştü. Kurtubalılar ve Emevî taraftarları bu hanedanın devamı için II. Muhammed, Süleyman, IV. Abdurrahman gibi kişileri tahta geçirdilerse de bunların hiçbiri karışıklığın üstesinden gelemedi.

Endülüs Emevilerinin Son Dönemi / Hammûdîler Dönemi : 1016'da Hz. Ali'nin soyuna mensup olduklarını söyleyen Şiî Hammûdîler, Emevî hanedanının acz içinde olduğundan Kurtuba'yı ve tahtı ele geçirdiler. Fakat mevcut meseleleri çözemediler. Hammûdiler, 1022 yılında halk tarafından Kurtuba'dan sürüldü. Bundan sonraki yedi yıl yeniden Emevî hanedanı mensuplarının taht mücadeleleriyle geçti. Bu durum karşısında sabrı iyice taşan Kurtuba ileri gelenleri ve halk halifeliği lağvetti ve Emevî sülâlesine mensup kimseleri de sürgüne yolladı. Endülüs halkı devletin idaresini eşraftan oluşacak bir şûranın üstlenmesine karar verdi. Böylece 756'da bağımsız bir emirlik olarak kurulan Endülüs Emevî Devleti sona erdi (422/1031). Ortaya çıkan otorite boşluğunun tabii bir sonucu olarak Endülüs Emevî Devleti'nin enkazı üzerinde irili ufaklı birçok devlet kuruldu ve Endülüs tarihinde Mulûku't-Tavâif adıyla bilinen yeni bir dönem başladı.

TEBN MASTER İTAM  
KONULARLA ÖĞRENİM  YÖNTEMİ

Kaynak: Ennas  & Tebyin Master İlitam Ailesi ( İzinsiz almak bu emeğin rızasını ihlal etmektir.)
Çalışmalar Tebyin.com üzerinden 7 / 24 faydalanmak isteyenlere açıktır. 

Ennas  & Tebyin Master İlitam Ailesine yönlendirebilirsiniz.
Paylaşımlarımızın sitemiz dışında yayınlanmasını uygun değildir. Hak ihlali yapmamanızı tavsiye ederiz...
Ennas  & Tebyin Master İlitam Ailesi Ekibi Tarafından Hazırlanmıştır. https://www.tebyin.com
Ey kardeşim ; Selam ve Esenlik üzerine olsun...
Takdir , Teşekkür ve Dua etmek erdemli olmanın gereğidir. Haset etmek yerine Gıbta etmek kardeşliğin ve inancın gereğidir.

Haset sahibini zehirler , hasidi bitirir. Müslümanın inanan kardeşine hüsnü halde bulunması gereklidir. Güzel kardeşim içindeki benden kurtulmak için hasidi ve zannı terket güzel kardeşim. Takdir  , Teşekkür ve Dua etmek saadet sahibi insanların ahlakıdır. Övgü ve yergi acizlerin halidir. Bir kulun iyiliğini gördüyseniz , faydasına erdiyseniz 
ona ya misliyle cevap veriniz yada nankörlük etmeyiniz... Biz kul makamındaki kimsenin övgüsüyle övünemeyecek, yergisiyle yerilmeyecek kadar düstürluyuz 
bi iznillah. Bizler her kardeşimizi  Allah için sevmekteyiz.

TEBN MASTER İTAM  
KONULARLA ÖĞRENİM  YÖNTEMİ



Ennas  & Tebyin Master İlitam Ailesi Ekibi Tarafından Hazırlanmıştır. https://www.tebyin.com

Kaynak: https://www.tebyin.com/index.php?topic=3504.0

  • Üniversite: Kocaeli İlahiyat Fakültesi
'' Onların çoğu ancak zannın ardından gider. Oysa zan, hak namına hiçbir şeyin yerini tutmaz. Şüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilendir.'' Yûnus Suresi 36. Ayet

O size istediğiniz her şeyi verdi. Allah'ın nimetlerini saymaya kalksanız başa çıkamazsınız. Şu bir gerçek ki insanoğlu çok zalim, çok nankördür!

Gülşah

Allah razı olsun çok anlaşılır olmuş hocam renkler ayrı bir güzellik katmış selam ve dua ile inşallah,başarılar dilerim...
  • Üniversite: Kocaeli İlahiyat Fakültesi

Hamide Kulaksız Koü


Zeynel YILDIZ Koü

  • Üniversite: Kocaeli Üniversitesi

AliAzakKoü

emekleriniz için çok teşekkürler hocalarım
  • Üniversite: Kocaeli İlahiyat Fakültesi

AliAzakKoü

Allah razı olsun .iyiki varsınız Tebyin Ekibi ..
  • Üniversite: Kocaeli İlahiyat Fakültesi

Şerafettin Korkmaz Koü

HOCALARIM ELLERİNİZE SAĞLIK.BÜYÜK BİR ÖZVERİYLE HAZIRLADIĞINIZ ÖZET VE SORULARI  OKUYUP SİZLERE DUA ETTİK.1.DÖNEMİ SAYENİZDE SORUNSUZ BİTİRDİK.
  • Üniversite: Kocaeli İlahiyat Fakültesi

Cemal Genç KOÜ

 ÇOK GÜZEL HAZIRLANMIŞ MEVLA RAZI OLSUN HOCAM
  • Üniversite: Kocaeli İlahiyat Fakültesi

Yukarı git