İslam Tarihi-2 5.Ünite Özeti

Başlatan ღ۩ Tebyin ۩ღ, 01 Kasım 2019, 02:07:14

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Aşağı git

ღ۩ Tebyin ۩ღ

İslam Tarihi-2 5.Ünite Özeti
Emevi Devleti

Cahiliyye Döneminde Emevî -Haşimî İlişkileri
Ennas  & Tebyin Master İlitam Ailesi Ekibi Tarafından Hazırlanmıştır. https://www.tebyin.com
Ümeyyeoğulları ile Haşimoğulları Mekke'nin ileri gelen iki kabilesidir. Her ikisi de Kureyş kabilesinin büyük kollarındandır. Mekke şehir yönetiminde sürekli bir rekabet içindedirler.
Birbirlerine çok yakın akraba olmalarına rağmen Cahiliye döneminde bu iki kabilenin mensupları ve reisleri arasında farklı zamanlarda çekişmeler olmuştur. Bu çekişmeler aralarındaki düşmanlığı daha da körüklemeye neden olmuştur.

Haşimî- Emevî düşmanlığını körükleyen belirgin olaylar şunlardır:
Haşim-Ümeyye Anlaşmazlığı: Hz. Peygamber'in ikinci kuşak dedesi Haşim ile Kardeşi Abdüşşems'in oğlu ve Ebu Süfyan'ın dedesi olan Ümeyye arasında Mekke'nin liderliği konusunda anlaşmazlık çıkmıştır. Taraflar, bu konuda kimin haklı olduğunun tespiti için Huzaa kabilesinin kâhinine müracaat etmişlerdir. Kâhin, bu meselede Haşim'i haklı bulmuş, Ümeyye'nin ise davalısına elli deve vermesine ve on yıllığına Şam'a sürgüne gitmesine karar vermiştir. Haşimoğulları ile Ümeyyeoğulları arasında uzun yıllar sürecek olan düşmanlığın başlangıç noktası olmuştur.

Abdulmuttalib- Harb Rekabeti: Hz. Peygamber'in dedesi Abdülmuttalib ile Ebu Süfyan'ın babası Harb arasında vuku bulan ticarî rekabet iki kabile arasındaki düşmanlığı derinleştiren ikinci olay olmuştur.

Hz. Peygamber- Ebu Süfyan Düşmanlığı: Ebu Süfyan liderliğindeki Ümeyyeoğulları, Hz. Osman gibi birkaç istisna haricinde Haşimoğulları ile olan düşmanlıkları sebebiyle Hz. Peygamber'in risaletini kabule yaklaşmamışlar. Onunla ve ona inananlarla savaşmışlardır. Mekke'nin fethiyle sona eren iki kabile arasındaki bu düşmanlık, Hz. Ali- Muaviye kavgasıyla yeniden alevlenmiş, Kerbela ve sonrası olaylarla devam etmiştir. 
Ennas  & Tebyin Master İlitam Ailesi Ekibi Tarafından Hazırlanmıştır. https://www.tebyin.com
Hz. Peygamberin Ümeyyeoğulları ile İlişkileri
Ümeyyeoğulları, Hz. Peygamber ve Müslümanlar aleyhine gerçekleştirilen her türlü sosyal, siyasî ve askerî faaliyetin içinde aktif bir şekilde rol almışlardır. Mekke döneminde İslam'ın yayılmasını önlemeye çalıştıkları gibi, Hicretten sonra da Müslümanlara karşı gerçekleştirilen savaşların baş icracılarıdırlar.
Ebu Süfyan, ticaret kervanının reisi olması hasebiyle Bedir savaşının birinci derecede müsebbibidir. Uhud ve Hendek savaşlarında müşriklerin başkomutanı ve Mekke'nin reisidir.
Savaş öncesi mübarezelere çıkan müşriklerin hemen hepsi Ümeyyeoğullarındandır. Muaviye'nin annesi olan Hind'in babası Utbe b. Rabia, kardeşi Velid b. Utbe ve amcası Şeybe b. Rabia Bedir'de mübarezeye çıkmışlardır. Karşılarına çıkan Hz. Ali, Hz. Hamza ve Ubeyde b. Haris tarafından öldürülmüşlerdir.
Mekke'nin fethine kadar Müslümanlara azgın düşmanlık eden müşrik Ümeyyelilerin büyük çoğunluğu fethin hemen ardından İslamiyet'i kabul etmiştir.
Hz. Peygamber, Müellefe-i Kulûb siyaseti gereği Mekke fethinden sonra Ümeyyelilerden bazılarını çeşitli devlet görevlerine getirmiştir: Attab b. Esid, Mekke valiliğine; Ebu Süfyan, Havlan ve Becîle kabilelerinin zekat amilliğine; Ebu Süfyan'ın oğullarından Yezid, Teyma bölgesi yöneticiliğine; diğer oğlu Muaviye ise Rasulullah'ın vahiy katipliğine getirilmişlerdir. 
Ennas  & Tebyin Master İlitam Ailesi Ekibi Tarafından Hazırlanmıştır. https://www.tebyin.com
Hulefa-i Raşidîn Döneminde Ümeyyeoğulları
Ümeyyeoğulları, Hz. Peygamber devrinden sonraki tarihi süreçte de devlet bürokrasisindeki etkin varlıklarını sürdürdüler.
Hz. Ebubekir bu aileden Halit b. Said'i Teyma'daki askeri birliklerin başına getirdi. Ebu Süfyan'ın büyük oğlu Yezid'i de Suriye Cephesi'ne gönderdiği ordulardan birine komutan tayin etti. Muaviye ise ağabeyinin ordusunda öncü birliklerin komutanıydı. Yezid b. Ebu Süfyan daha sonra Hazreti Ömer tarafından Suriye bölgesi valiliğine getirildi. M. 639 yılında Suriye bölgesinde vuku bulan veba salgınında Yezid vefat edince onun yerine Muaviye Suriye valisi oldu.

Muaviye b. Ebi Süfyan (ö. 60/680)
Muâviye b. Ebî Süfyân Sahr b. Harb b. Ümeyye el-Ümevî el-Kureşî, Annesi: Hint binti Utbe'dir.
Muaviye, Mekke'nin fethi günü Müslüman olan tulakadandır.
Hz. Ömer döneminde Şam valisi tayin edilmiş, 20 yıl valilikten sonra Hz. Hasan'dan hilafeti devralmasıyla Emevî halifeliğini başlamıştır. Yaklaşık 20 yıl (661-680) hilafette bulunmuştur. Oğlu Yezid'i yerine veliaht tayin etmesiyle İslam dünyasında saltanatı başlatmıştır. 
Ennas  & Tebyin Master İlitam Ailesi Ekibi Tarafından Hazırlanmıştır. https://www.tebyin.com
Muaviye'nin Valiliği (20/640-41/661)
Muaviye, ağabeyisi Yezid'in veba salgınında vefat etmesi üzerine Hz. Ömer tarafından onun yerine Suriye valisi tayin edilmiştir. Hz. Osman döneminde Suriye bölgesinin güçlü ordusuna sahip yüksek yetkili valisidir.
Hz. Ali, halife olunca Hz. Osman'ın katledilmesini ve katillerinin tespit edilemeyişini bahane ederek onun halifeliğini tanımamış, ona biat etmemiştir.
Hakem olayı sonrası gelişmelerle halifeliğini ilan eden Muaviye, Hz. Ali'nin şehadeti sonrasında Hz. Hasan'ı antlaşmaya mecbur ederek halifeliği elde etmeyi başarmıştır.

Vefatından önce oğlu Yezid'i veliaht tayin ederek İslam tarihinde saltanatı icad eden ilk hükümdar olmuştur (ö. 60/680). Bizans'tan kalan tersanelerden faydalanarak bir İslam donanması teşkil etmiştir. Bu donanma ile Kıbrıs'a bir çıkarma yapmak istediyse de Hz. Ömer, Müslümanların henüz deniz seferleriyle ilgili yeterli bir tecrübeye sahip olmamaları sebebiyle izin vermemiştir. Suriye bölgesinin en kalabalık kabilesi olan Benî Kelb kabilesinden Meysun (Yezid'in annesi) adındaki bir kadınla evlenerek büyük bir destek elde etmiştir.
Hz. Osman döneminde Kıbrıs'ı fethetmiş, orada 12.000 kişilik bir ordu bırakmıştır.
Hz. Osman'ın şehit olmasında, onun kanını gütme politikasıyla kendisini halifeliğe taşıyacak bir stratejiyi yakalamıştır.
Muaviye, Suriye halkından, Hz. Osman'ın kanını dökenlere karşı savaşmak üzere biat alarak Hz. Ali'ye karşı başkaldırısını meşrulaştırmaya çalışmış ve Hz. Ali'nin halifeliğini tanımadığını ilan etmiştir. Suriye halkı ise, Hz. Osman'ın kanını dökenlere karşı savaşmak üzere ona biat ettiler.
Ennas  & Tebyin Master İlitam Ailesi Ekibi Tarafından Hazırlanmıştır. https://www.tebyin.com
Muaviye'nin Halifeliği ve Devlet Politikası
Muaviye, siyasetini Kureyş üst kimliğine dayalı bir Arapçılık politikası ile yürütse de kendi kabilesi mensuplarına özel imtiyazlar tanımaktan geri kalmamıştır. Bu durum Haşimoğulları başta olmak üzere muhaliflerin gözünden kaçmamıştır.
Muhaliflerini ikna ederek, para veya mal vererek yanına çekmeyi genellikle başaran Muaviye, bu metotlarla ikna edemediği muhaliflerini ölüm tehdidiyle ve kılıçla susturmayı başarmıştır. Kimini korkutmuş, kimine de öldürerek bertaraf etmiştir.

Emevilerin Arap ırkçılığını politikalarına esas almaları sonucunda Mevâlî sınıfı ortaya çıkmıştır. İslam'ın ilk dönemlerinde azad edilen kölelere verilen bu isim, Emeviler'de Arap olmayan Müslümanlar için kullanılmıştır. Emevilerin Arap olmayan Müslümanlara köle muamelesi yapması, İslam'ın yayılmasının önünde büyük bir engel teşkil etmiştir. Emevilerdeki Arap ırkçılığı sebebiyle, Mevalîden cizye ve haraç tahsil edilmekteydi. Mevâlînin çoğu savaşlara katıldığı halde divan defterlerine kayıt edilmemekteydi. Bundan dolayı maaş da verilmiyordu. Bu Müslümanlar savaş alanlarında elde ettikleri ganimetle yetinmek zorunda idi. Arap Müslümanlar ise elde ettikleri ganimetleri kendilerine aldıkları gibi, divan defterlerine kayıt edilmeleri sebebiyle ayrıca maaş da almaktaydılar.

Emeviler Döneminde Eyaletlerin İdaresi
İslam coğrafyasının genişlemesi ile eyaletlerin idaresi daha çok yerinde yönetim ile sağlanmaktaydı. Bundan dolayı Emevî halifeleri eyaletlere süper yetkilerle donatılmış valiler atamaktaydı. Bir bakıma eyalet valileri halifenin yetkilerini kullanmaktaydı. Eyalet valileri kendilerine bağlı vilayetlerin valilerini de atayabiliyordu. Örneğin, Mısır Valisi Amr b. As, Kuzey Afrika valiliğine Ukbe b. Nafi'yi atamıştı.
Süper yetkili valiler, topladıkları vergileri önce asker ve memur maaşlarına harcar, kendi bölgelerindeki imar faaliyetlerini bu paralarla yürütür, artan miktarını ise devletin merkezine (Şam'a) gönderirlerdi.

Emeviler döneminde idarî, askerî ve malî görevlerin tümünden sorumlu ve yetkili olan bölge valileri, halifenin yetkilerini kullanarak istedikleri tasarruflarda bulundular.
Valilerin Ümeyyeoğullarından olması, onların kendi yandaşlarına devlet imkanlarını sonuna kadar sunmalarına, muhaliflerin maaş ve atiyyelerini kısmalarına veya kesmelerine yol açmıştır. Bu politikalar Emevilere karşı güçlü bir muhalefetin her zaman var olmasına sebep olmuştur. 
Ennas  & Tebyin Master İlitam Ailesi Ekibi Tarafından Hazırlanmıştır. https://www.tebyin.com
Muaviye'nin Haricilerle ve Hz. Ali Taraftarlarıyla Mücadelesi
Hariciler ve Hz. Ali taraftarlarının mücadelesi daha çok Irak merkezli gerçekleşmiştir.
Muaviye, Irak bölgesinde başgösteren haricilerle savaşmaya önce Suriye ordusunu göndermiş, Suriye ordusu haricileri bertaraf edemeyince Kufelilerden istifade yoluna başvurmuştur.
Muaviye, Muğire b. Şu'be'yi Kûfe'ye vali tayin ettiğinde Hz. Ali'ye sürekli sövmesini, hakaret etmesini tavsiye etmişti. Muğire, bir gün Kûfe mescidinde Hz. Ali'ye hakaret ederken Hucr b. Adiy ayağa kalkarak; "Allah sizi kötülükle ansın ve lanet etsin. Sizin kötülediğiniz kişinin, faziletlerini andığınız kişiden daha üstün olduğuna şahitlik ederim", diyerek karşı çıkmıştı. Bunun üzerine Muğire, "Ey Hucr! Sultanın azabına ve gazabına uğramaktan sakın, Sultanın öfkesi senin gibilerinin yok olmasına sebep olmuştur," diyerek onu tehdit etti.

Muaviye Döneminde Fetihler
1. Bizans üzerine yapılan seferler
Muaviye öncelikle Bizans ile bir antlaşma yaparak ağır bir haraç ödemeyi kabul etti.
Muaviye döneminde Bizans'a karşı yaz ve kış seferleri düzenli bir şekilde icra edildi. Bizans topraklarında ilk sefer 42/662'de gerçekleştirildi.
43/663 yılında Busr b. Ebi'l-Ertat komutasında düzenlenen seferde İstanbul'a kadar gidildi. 47-50 / 667-670 tarihlerinde Bizans topraklarına akınlar hızlandı. İstanbul hem karadan hem de denizden sıkıştırıldı.
49/669 yılında gerçekleştirilen İstanbul seferinin Komutanı Yezid b. Muaviye idi. Bu orduda sahabeden İbn Abbas, İbn Ömer, İbn Zübeyr ve Ebu Eyyub el-Ensarî de vardı. Ebu Eyyub el-Ensarî bu sefer esnasında vefat etti.
54/674 yılında gerçekleşen seferle İstanbul fethedilemediyse de Kapıdağı yarımadası Bizans'tan alındı.
Ennas  & Tebyin Master İlitam Ailesi Ekibi Tarafından Hazırlanmıştır. https://www.tebyin.com
2. Doğuda Gerçekleştirilen Fetihler
Muaviye döneminde, Doğuda Horasan, Sind, Sistan ve Maveraünnehir bölgeleri yeniden kontrol altına alındı.
Herat, Belh, Beykent, Buhara ve Semerkant feth edildi.
Muaviye, 45/665 yılında Basra valisi Abdullah b. Amir'i görevden alarak yerine Ziyad b. Ebih'i atadı. O, Horasan ve Sistan'a düzenli seferler gerçekleştirdi.
44/664'te Mühelleb b. Ebi Sufra komutasındaki birlikler Kikan bölgesine girerek buradaki Türkleri yenerek bölgeyi itaat altına aldı.
53/673 yılında Horasan valisi Ubeydullah ibni Ziyad, Buhara ve çevresinde önemli fetihler gerçekleştirdi.

3. Batıda Gerçekleştirilen Fetihler
Muaviye, halife olunca Mısır'a Amr b. As'ı vali tayin etti. Amr b. As 43/663 yılında vefat edince yerine oğlu Abdullah b. Amr geçti. Başarılı olamadı.
670 yılında Kuzey Afrika valisi olan Ukbe b. Nafi, Kayrevan şehrini kurdu (673). Kayrevan şehri, Afrika'da fetihlerin gerçekleştirilmesinde önemli bir üs görevi yaptı.
Ukbe, Afrika'nın yerli halkı olan Berberiler'i Müslümanlarla kaynaştırmaya çalışarak Berberiler arasında İslâm'ın yayılmasına vesile oldu. 
Ennas  & Tebyin Master İlitam Ailesi Ekibi Tarafından Hazırlanmıştır. https://www.tebyin.com
Muaviye'nin Yezid'i Veliaht Tayin Etmesi
Muaviye, oğlu Yezid'i veliaht tayin etmek düşüncesindeydi. Fakat bu konuyu gelebilecek tepkiler dolayısıyla zamana bırakıyordu. Nitekim Kûfe valisi olan Muğire b. Şu'be, Muaviye'yi ziyarete geldiği bir defasında ona, Yezid'i veliaht tayin etmesini teklif etti. Onun için Kûfe halkından kendisinin biat alabileceğini de ilave etti. Bu gelişme üzerine Muaviye harekete geçerek valilerine, oğlu Yezid için halktan biat almalarını emretti. Valiler, halktan biat aldılar, ancak Abdullah b.
Zübeyr, Abdullah b. Ömer ve Hz. Hüseyin gibi sahabeler Yezid'e biat etmediler.

Yezid b. Muaviye'nin Hayatı (647-683)
Yezid, 26 (647) yılında Dımaşk'ta doğdu. Annesi Yemen asıllı Kelb kabilesinden Meysûn bint Bahdel'dir. Muâviye, oğlunun çöl ortamında yetişmesini sağlamak amacıyla onu annesiyle birlikte Kelb kabilesinin yaşadığı Tedmür civarındaki bâdiyeye gönderdi. Ata binme ve silâh kullanmada maharet kazanan Yezîd, fasih Arapça'yı öğrendi. Bu arada içki ve eğlence dünyasını tanıdı. Yarış atları ve av köpekleri edindi, şiirle meşgul oldu. Muâviye oğlunu Dımaşk'a getirttikten sonra eğitimiyle yakından ilgilendi, onun için özel hocalar tuttu. Ancak Yezîd'in çölde edindiği kötü alışkanlıklarını sürdürmesi, oyun ve eğlenceye düşkünlüğü halk tarafından eleştirilmesine yol açtı.

Muâviye oğlunu veliahtllığa hazırlamak amacıyla 49 veya 50 (669 veya 670) yılındaki İstanbul kuşatmasında komutan, 51 (671) yılında da hac emîri gibi önemli görevlere getirdi. Yezid'in veliahtlığına karşı çıkan Basra valisi Ziyâd b. Ebîh'in vefatından sonra veliahtlık meselesini gündeme getiren Muâviye kabile liderleri üzerindeki hâkimiyeti sayesinde vilayetlerden biat aldırdı. Ancak Medine'de Hz. Hüseyin, Abdullah b. Zübeyr ve Abdullah b. Ömer kendisine şiddetle karşı çıktı.
Muâviye bizzat Hicaz'a giderek onlardan tehditle biat aldı. Ardından Mekke ve Medine halkı da Yezîd'in veliahtlığını kabul etti. 
Ennas  & Tebyin Master İlitam Ailesi Ekibi Tarafından Hazırlanmıştır. https://www.tebyin.com
Yezid'in Saltanatı ve Hz. Hüseyin'in Muhalefet Çabaları
Muaviye'nin ölümü üzerine (60/680) hilafet makamına geçen Yezid, Medine Valisi Velid b. Utbe b. Ebu Süfyan'dan her ne şekilde olursa olsun Hüseyin ve diğer muhaliflerden biat almasını istedi.
Velid, henüz Muaviye'nin ölüm haberi duyulmadan Hz. Hüseyin ile Abdullah b. Zübeyr'i Mervan ile de istişare ederek yanına çağırttı. Durumu anlayan ibnü'z-Zübeyr Mekke'ye kaçtı; Hz. Hüseyin ise Velid ile görüşmeye gittiğinde, "Benim gibi bir adam gizlice biat edemez; zaten sen de halk katında açıkça yapmadığım bir biata razı olmazsın" diyerek ertesi gün halkın önünde biat edeceğini bildirdi.
Mervan Velid'e, yanından ayrılmadan önce Hüseyin'in biatını sağlamasını veya boynunu vurdurmasını tavsiye etti; ancak Velid: "Sen benim için dinimi yıkacak bir şey tavsiye ediyorsun. Yemin ederim ki Hüseyin'i öldürmek suretiyle dünyanın her yanına, üzerine güneşin doğup battığı bütün mal ve mülküne sahip olacağımı bilsem yine de bunu istemem" diyerek tavsiyesini reddetti.

Velid'in yanından ayrılan Hz. Hüseyin 28 Receb 60 (4 Mayıs 680) gecesi kendisine, şu anda böyle bir muhalif harekette bulunmasının yanlış olduğunu söyleyen baba bir kardeşi Muhammed b. Hanefiyye hariç bütün aile fertlerini yanına alıp Mekke'ye doğru yola çıktı.
Mekkeliler, İbni Zübeyr ve Hz. Hüseyin'in etrafında toplandılar. Kûfe'nin İleri gelenleri Hz. Hüseyin'e mektuplar yazarak onu halife tanımak istediklerini bildirerek şehirlerine davet ettiler.
Hz. Hüseyin durumu yerinde incelemek üzere amcası oğlu Müslim b. Akil'i Kûfe'ye gönderdi. Müslim, Kûfe'de Muhtar b. Ebu Ubeyd es-Sakâfî'nin evini merkez edinerek 18.000 kişiden biat aldı.
Kûfe'deki Emevi taraftarları durumu Yezid'e bildirdiler. Yezid hemen Basra Valisi Ubeydullah b. Ziyad'ı Kufe'ye vali tayin ederek derhal harekete geçmesini emretti. Ubeydullah, derhal Kûfe'ye geçerek şehrin ileri gelenlerini topladı, kimini tehdit ederek, kimini çeşitli vaatlerde tarafına çekti.

Kerbela Öncesi Gelişmeler
Ubeydullah'ın tehditleri sonucunda Müslim'i yalnız bırakan halk Müslim'in saklandığı yerde yakalanarak öldürülmesine sebep oldu. Bu olumsuz gelişmelerle ilgili haberler Hz. Hüseyin'e ulaşmadığından Hz. Hüseyin yola çıktı. Yolda Müslim'in öldürüldüğünü ve Kûfelilerin Yezid'in tarafına geçtiğini duyunca dönmek istedi. Bu defa da Müslim'in oğulları dönmek istemedi.
Yolda şair Ferezdak ile karşılaşıp Kûfe'deki durumu sorunca, "Halkın kalbi seninle, kılıçları Beni Ümeyye iledir: ilahi takdir ise gökten iner ve Allah dilediğini yapar" cevabını aldığı halde, Doğru söyledin,
Allah'ın dediği olur. Allah dilediğini işler ve rabbimiz her gün yeni bir iştedir.
Ubeydullah b. Ziyad, Hz. Hüseyin'in geldiğini haber alınca onun önünü kesmek ve kontrol altında tutmak için Hür b. Yezid'i 1000 kişilik bir kuvvetle ona karşı gönderdi. Hür b. Yezid, Hz. Hüseyin'i durdurdu. Fakat onunla beraber sohbet ettiği ve arkasında namaz kıldığı haberi Ubeydullah'a ulaşınca, bu defa Ömer İbni Sa'd komutasında 4000 kişilik bir ordu daha gönderdi. İbn Ziyad, Hüseyin ve beraberindekilerin olduğu yerde durdurulmasını, su almalarına bile müsaade edilmemesini emretti.
Ennas  & Tebyin Master İlitam Ailesi Ekibi Tarafından Hazırlanmıştır. https://www.tebyin.com
Hz. Hüseyin, Ömer b. Sa'd'la karşılaşınca ona üç teklifte bulundu:
a) Ya geldiği yere geri dönmesine müsaade edilmesini,
b) Ya Şam'a Yezid'le görüşmeye gitmesine müsaade edilmesini,
c) Ya da Hindistan'a yapılması düşünülen fetihlere bir nefer olarak katılmasına müsaade edilmesini istedi. Komutan Ömer b. Sa'd, Hz. Hüseyin'in tekliflerini Ubeydullah'a iletti. Fakat Ubeydullah, bu tekliflerin hiç birisini kabul etmeyip sadece biat etmesini, biat etmezse öldürülmesini emretti.

Kerbela Savaşı (10 Muharrem 61/10 Ekim 680)
Teklifleri kabul edilmeyen Hz. Hüseyin, savaşın kaçınılmaz hale geldiğini anlayınca savaş hazırlıklarını yaptı. Sonra atına bindi ve önünde bir mushaf olduğu halde Ömer b. Sa'd'in ordusuna yaklaşarak kendisinin buraya geliş amacını anlamaları istedi. Onların kendisi hakkında insaflı hüküm vermeleri halinde saadete kavuşacaklarını ve üzerine yürümelerine gerek kalmayacağını, söyledi.
Hz. Hüseyin bu konuşmasında Resul-i Ekrem'in kendisi hakkındakı övücü ifadelerinden söz etti ve kanını akıtmanın büyük vebal doğuracağını hatırlattı. Hz. Hüseyin'in bu konuşması üzerine Hür b. Yezid yaptıklarına pişman olarak onun safına geçti.
Ömer b. Sa'd'ın sancağıyla gelip ilk oku atması üzerine başlayan savaş birbirine denk olmayan bu kuvvetler arasında tam bir dram şeklinde devam etti ve Hz. Hüseyin'in savaşa başlarken yirmi üç süvariyle kırk piyadeden oluşan askerleri kısa sürede azaldı.

Savaşın sonlarında artık sıcak ve susuzluktan bitkin hale düşen bu az sayıdaki insanın başında piyade olarak cesaretle dövüşen Hz. Hüseyin'e Şemir b. Zülcevşen'in emriyle her taraftan hücum edildi. Sinan b. Enes en-Nehaî önce bir harbe saplayıp onu yere düşürdü, sonra da atından inerek saçlarını ve daha sonra başını kesti; oradakiler de cesedini soyup her şeyini, ardından da çadır arı yağmaladılar.
Bu arada Hz. Hüseyin'in hasta yatağındaki oğlu Ali Zeynelabidin öldürülmek istendiyse de Ömer b. Sa'd buna engel oldu.
Şehidlerin cesetleri ertesi gün Beni Esed mensuplarının ikamet ettiği Gadiriye köylülerince toprağa verildi. Hz. Hüseyin'in kesik başı ile geriye kalan kadınlar ve hasta yatağındaki Zeynelabidin esir muamelesine tabi tutularak Yezid'e gönderildi. Yezid, birkaç gün sonra onları Medine'ye gönderdi.
Sonuç olarak, Hz. Hüseyin Ehl-i Beyt'ten 72 kişiyle birlikte Kerbela'da 10 Muharrem 61 tarihinde katledildi.
Kerbela faciası, Emevi devletinin içinde hayli başkaldıran grubun oluşmasına, isyanların sürmesine ve sonuçta devletin yıkılmasına sebep olan en önemli etkendir. 
Ennas  & Tebyin Master İlitam Ailesi Ekibi Tarafından Hazırlanmıştır. https://www.tebyin.com
Kerbela Faciasının Yakın Sonuçları
Ehl-i Beyt'e karşı yapılan bu katliam dolayısıyla Emeviler halkın nefretini kazanmıştı. Nitekim halkın bu nefreti çok geçmeden kendini yer yer göstermişti. Halkın nefreti ve Emevilere karşı kini Hicaz ve Irak'ta dört ayrı siyasî hareket şeklinde kendini göstermiştir:
1. Mekke'de Abdullah b. Zübeyr hareketi.
2. Medine'de Abdullah b. Hanzala hareketi.
3. Kufe'de Süleyman b. Surad liderliğindeki "Tevvâbûn" hareketi.
4. Kûfe merkezli Muhtar es-Sakafî hareketi.
Bu dört hareket Ehl-i Beyt mensuplarının Kerbela'da katledilmesinden sonra Emevîlere karşı oluşan kin ve nefretin birer tezahürü olarak kısa zamanda ortaya çıktı. Bunları çok sayıda hareket ve isyan takip etmiştir.

1. Abdullah b. Hanzala Hareketi ve Harre Vak'ası
Mekkelilerin Abdullah b. Zübeyr'e biat ettiklerinin haberini alan Yezid b. Muaviye, öncelikli olarak Mekke yolu üzerinde yer alan ve İbn-i Zübeyr'e meyletme ihtimali olan Medine'yi etkisiz, en azından tarafsız hale getirmek istedi.
Medine valisi Osman b. Muhammed b. Ebî Süfyan, H. 63 (M. 683) yılında şehir halkının yönetime karşı duyduğu nefreti azaltmak, mümkün olursa onların hoşnutluğunu kazanmak amacıyla Medine'nin önde gelenlerini Yezid'e gönderdi.
Gidenler arasında Abdullah b. Hanzala (ğasilu'l- melaike) , Münzir b. Abdullah ve Abdullah b. Amr da bulunuyordu. Onlar aslında Mekke'de bağımsızlığını ilan eden Abdullah b. Zübeyr'in taraftarı olmamakla birlikte Ümeyye idaresi hakkında da müsbet kanaata sahip değillerdi.-
Yezid, Şam'a davet ettiği Medineli misafirlerine olağanüstü ilgi gösterdi. Onları çok iyi şekilde ağırladı. Dönüşlerinde de kendilerine çok miktarda maddî ihsanda bulundu. Buna rağmen Medine heyeti halka müsbet düşünceler aktarmak yerine Yezid'in krallar gibi yaşadığını, sarhoş olarak dolaştığını, müzik dinleyip av partilerine katılmaktan başka bir işle meşgul olmadığını, hatta namazı dahi terk ettiğini söylemeye başladılar.
Medineliler Yezid'in halifeliğini tanımadıklarını ilan ederek Abdullah b. Hanzala'ya biat ettiler.
Yezid, Medine halkına hitaben tehdit içeren bir mektup gönderdi.

Tehditlerin bir şeye yaramadığını anlayan Yezid uzlaşma yolunu denediyse de bir sonuç alınmadı.
Yezid, Medine'ye müdahalede bulunma kararı aldı. Komutanlığa Gatafan kabilesi mensubu Muslim b. Ukbe'yi komutan tayin ederek 12.000 kişilik bir orduyu Medine'ye doğru yola çıkardı. Yezid, Müslim'e: "Onları üç defa teslim olmaya çağır. Teslim olmazlarsa savaş. Savaşı kazandığın takdirde onların her şeylerini, mal, silah, hayvan ve yiyeceklerini yağmalamak için askeri serbest bırak, üç günden sonra ise bir şeye dokundurma" talimatını verdi.
Şam ordusunun komutanı Medinelileri teslim olmaya çağırdıysa da onlar reddettiler. Bunun üzerine şehri muhasara altına alan Şam ordusu H. 63 ( M. 683) yılında Medine'yi tamamen kontrol altına aldı. 80 kadar sahabe başta olmak üzere çok sayıda insan katledildi. Şehir sakinlerinden bazıları mağaralara sığınarak canlarını kurtarabildi.
Muslim b. Ukbe, askerlerine şehri yağmalamaları için üç gün izin verdi. Yağmalama, kötü muamele ve katliam gerçekleştirildi.
Tarihe Harre vak'ası olarak geçen bu hadise, bazı kaynaklarda Kureyş'in, Bedir'de öldürülenlerin intikamını Medinelilerden alması olarak kabul edilmiştir. 
Ennas  & Tebyin Master İlitam Ailesi Ekibi Tarafından Hazırlanmıştır. https://www.tebyin.com
2. Abdullah b. Zübeyr Hareketi (64-73/683-692) ve Mekke Muhasarası
Hz. Hüseyin'in Kerbela'da şehit edilmesinden sonra Mekke halkı Abdullah b. Zübeyr'e biat etti. Tüm Hicaz da biat etti. İbni Zübeyr'i ortadan kaldırmak isteyen Yezid, Medine'yi yağmalayan ordusunu bu defa Mekke üzerine gönderdi.
Şam ordusu 26 Muharrem 64 (24 Eylül 683) tarihinde Mekke'ye ulaştı. Mekkeliler ise şehri savunmaya karar verdiler. Daha sonra Kûfe'de bağımsız bir siyasi hareket başlatacak olan Muhtar es-Sakafî de, taraftarlarıyla birlikte Mekke'nin müdafaasında yer aldı. Hariciler de İbn Zübeyr'e destek verdiler.
Abdullah b. Zübeyr, Şamlılara karşı Mekke'yi savunamayacağını anlayınca Ka'be'ye sığınarak Mekke'yi savundu. Emevi ordusu Ebu Kubeys dağına kurduğu mancınıklarla taş ve ateş atarak Kabe'nin örtüsünün ve ahşap kısmının yanmasına sebep oldu. Yaklaşık bir ay süren Mekke muhasarası Yezid'in ölüm haberi üzerine kaldırıldı.
Emevî ordusu komutanı Husayn, İbni Zübeyr'e kendileriyle birlikte Şam'a geldiği taktirde ona halife olarak biat etmeye hazır olduğunu teklif ettiyse de İbni Zübeyr bu teklifi kabul etmeyip halifeliğini Mekke'de sürdüreceğini söyledi. Bunun üzerine Şamlılar Mekke'yi terk ederek geldikleri yere geri döndüler.
Ennas  & Tebyin Master İlitam Ailesi Ekibi Tarafından Hazırlanmıştır. https://www.tebyin.com
3. Tevvabûn Hareketi
Emevilere karşı Hz. Hüseyin'i ısrarla Kûfe'ye davet edenler daha sonra onu yalnız bırakarak onun yakınlarıyla birlikte Kerbela'da katledilmesine sebep olmuşlardı.
Bu şahıslar, yaptıklarına pişman olarak kendilerine tövbe edenler anlamında «Tevvabûn» adını vermişlerdi. Bu olayda Hz. Hüseyin'in intikamını almak kadar Kûfelilerin baştan beri Ümeyyeoğullarına karşı besledikleri düşmanlık ve intikam hissi de önemli derecede etkili olmuştur.
Hz. Hüseyin'e yardım edemeyen bu kesim kendilerini onun yoluna kurban ederek hatalarını telafi etme yolunu seçmişlerdir. Hz. Hüseyin'in kabri başında daima ağlayıp intikam yeminleri yapmışlardır. Çok sayıda insan bu gruba katılmıştır .
Bu hareketin lideri Hz. Ali'nin ordusunda yer almış olan sahabeden Huzaalı Süleyman b. Surad idi. Süleyman'ın liderliğinde toplanan muhalifler, hareketlerini daha da güçlendirmek amacıyla Kûfe dışındaki Hz. Ali taraftarlarını da davet mektuplarıyla yanlarına çağırdılar. Tevvabûn hareketi mensupları hicretin 65. yılının Rebiulevvel ayında Nuhayle'de toplanarak yönetime açıkça bayrak açtılar. Daha sonra Hz. Hüseyin'in kabrine giderek uzun süre ağladılar.
H. 65/684'te Süleyman b. Surad liderliğinde Suriye üzerine yürüyen Tevvabûn taraftarları Aynu'l-Verde'de Ubeydullah b. Ziyad tarafından kılıçtan geçirildiler. 
Ennas  & Tebyin Master İlitam Ailesi Ekibi Tarafından Hazırlanmıştır. https://www.tebyin.com
4. Muhtar İbni Ebî Ubeyd es-Sakafî Hareketi (65-69/684-688)
Muhtar, Taif'in Sakif kabilesine mensup olup köprü savaşında şehit olan komutan Ebu Ubeyd'in oğludur.
Muhtar, Hz. Hüseyin'e biat edip Kûfe'ye davet edenlerdendir. Hucr b. Adiy ve arkadaşları aleyhine şahitlik etmediği için Ubeydullah b. Ziyad tarafından hapsedildi. Değişik zamanlarda tutuklanan ve hapse atılan Muhtar, eniştesi Abdullah b. Ömer'in girişimleri ile serbest bırakılmıştır.
Başlangıçta Irak halkından büyük destek gören Muhtar hareketi, İbni Zübeyr'i rahatsız ettiğinden, İbni Zübeyr'in, Kûfe valisine talimatıyla tutuklanmıştır.
Yine İbni Ömer'in girişimi ile serbest bırakılmıştır. Hapisten çıktıktan sonra hareketini kaldığı yerden devam ettirmiştir.
Kûfe'deki Hz. Ali taraftarlarından yoğun destek alan Muhtar gerçekleştirdiği mücadele ile Irak bölgesinde büyük ölçüde kontrolü ele geçirmiş, kısa zamanda Irak'ta Kerbela faciasının sorumlularına karşı büyük bir insan avı başlatmıştır.
Muhtar taraftarlarınca Kerbela katliamına katıldıkları iddiasıyla esir alınan 780 kişi bir günde öldürülmüştür. Ubeydullah b. Ziyad ve Ömer b. Sa'd gibi Kerbela katillerinin de başlarını Muhammed el-Hanefiyye'ye göndererek Ehl-i Beyt adına hareket ettiğini ispatlamıştır.

TEBN MASTER İTAM  
KONULARLA ÖĞRENİM  YÖNTEMİ

Kaynak: Ennas  & Tebyin Master İlitam Ailesi ( İzinsiz almak bu emeğin rızasını ihlal etmektir.)
Çalışmalar Tebyin.com üzerinden 7 / 24 faydalanmak isteyenlere açıktır. 

Ennas  & Tebyin Master İlitam Ailesine yönlendirebilirsiniz.
Paylaşımlarımızın sitemiz dışında yayınlanmasını uygun değildir. Hak ihlali yapmamanızı tavsiye ederiz...
Ennas  & Tebyin Master İlitam Ailesi Ekibi Tarafından Hazırlanmıştır. https://www.tebyin.com
Ey kardeşim ; Selam ve Esenlik üzerine olsun...
Takdir , Teşekkür ve Dua etmek erdemli olmanın gereğidir. Haset etmek yerine Gıbta etmek kardeşliğin ve inancın gereğidir.

Haset sahibini zehirler , hasidi bitirir. Müslümanın inanan kardeşine hüsnü halde bulunması gereklidir. Güzel kardeşim içindeki benden kurtulmak için hasidi ve zannı terket güzel kardeşim. Takdir  , Teşekkür ve Dua etmek saadet sahibi insanların ahlakıdır. Övgü ve yergi acizlerin halidir. Bir kulun iyiliğini gördüyseniz , faydasına erdiyseniz 
ona ya misliyle cevap veriniz yada nankörlük etmeyiniz... Biz kul makamındaki kimsenin övgüsüyle övünemeyecek, yergisiyle yerilmeyecek kadar düstürluyuz 
bi iznillah. Bizler her kardeşimizi  Allah için sevmekteyiz.

TEBN MASTER İTAM  
KONULARLA ÖĞRENİM  YÖNTEMİ


Ennas  & Tebyin Master İlitam Ailesi Ekibi Tarafından Hazırlanmıştır. https://www.tebyin.com

Kaynak: https://www.tebyin.com/index.php?topic=3259.0

  • Üniversite: Kocaeli İlahiyat Fakültesi

Esra GÜVENÇ koü

Emeklerinize sağlık çok teşekkürler Allah razı olsun
  • Üniversite: Kocaeli Üniversitesi

Mehmet Pekdemir Koü

Eyvallah Allah razı ola inşaallah.
  • Üniversite: Kocaeli İlahiyat Fakültesi
Mehmet Pekdemir

Melek

Allah razı olsun inşallah emeklerinize sağlık..
  • Üniversite: Kocaeli İlahiyat Fakültesi

Sema Kara

Amel defterinize sadakayi cariye olarak yazilsin.hocam
  • Üniversite: Kocaeli Üniversitesi

Yukarı git